Durduk yerde üç soru...
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih25 Ocak 2016
Süre2 dk okuma
BU ülkenin yerli damarı Milli Görüş tür. Bu inkâr edilmez bir gerçektir artık. Eğer milli kelimesinin sahih anlamını biliyor ve de buna nüfuz etmişseniz bu konuda kafanız hiç karışmaz. Ama hadiseyi sadece bir siyasi bakış açısı olarak görüp yorumluyorsanız yapılacak bir şey yoktur. Bu konuya şimdi tepeden niye girdim Anlatayım. Kaç gündür kendi kendime düşünüyorum bu millilik meselesini. Bir yerde takıldım kaldım. Neden bu kadar hayati bir söyleme sahip bir hareketin televizyonu yok Yo hayır, vizyonu hakkında bir şey demiyorum, televizyonu niye yok diye soruyorum Eğer televizyonunuz yoksa vizyonunuz da zamanla kaybolur.
Başkasını izlersiniz. Başka anlayışlara eklemlenip entegre olursunuz. Tamam, Milli Gazete milli , yerli , kökü bu topraklara bağlı. Ufku evrensel ve cihanşümul. Ancak sesli ve görüntülü iletişime gelince burada biraz durmak lazımdır. Hiç olmazsa İstanbul u kapsayacak frekansta bir bölgesel televizyon kurmanın vakti geldi de geçiyor bile. Milli Görüş kadrosunun bunu başarabileceğine inanıyorum. Fena mı olur haberleri kritik eden, seyircilerine olup bitene seyirci kalmamayı hatırlatan bir görüntülü medya kuruluşuna sahip olunsa.
Çocuklar için fıtratlarına uygun, gençler için sansürlü değil iç kontrollü programlar olsa. Yorgunlukları kaliteli ve meşru dinlence yollarıyla atabilecek nefes alıcı ve de nefes açıcı yayınlara yer verilse. Bu zamana kadar bir radyonun olmamasının bağışlanabilir bir tarafı da olur böylece hem. Çok şey mi istiyorum, ne dersiniz MİLLİ GAZETE KÜLTÜR-SANAT SAYFASI TAKDİRİ HAK ETMİYOR MU Biz siyaset, riyaset derken kültür sanat sayfaları da kaşla göz arasında birer birer hayatımızdan çekiliyor.
Şimdilerde ekonomi ve magazin makbul. Kültür-Sanat sayfasında direnen gazetelerin bazıları ise ajans haberleri ile zevahiri kurtarmaya çalışıyor. Televizyonlarda Kültür-Sanat programlarının olmamasını ise iyiden iyiye kanıksadık artık. Bilali Yıldırım ın bu sayfayı iş olmaktan ziyade sanat duyarlılığı ile hazırladığını biliyorum. Bunu yaparken de tırnakları ile toprağı eşercesine bir gayret gösterdiği hemen anlaşılıyor. Kültür-Sanat haberciliğinde kapsayıcı, kucaklayıcı ve titiz duruşu sevgili Bilali nin aynı zamanda bir kültür dergisini göğüsleyecek enerji ve kabiliyete sahip olduğu konusunda da umut vaat ediyor.
Un var, yağ var, şeker var, Bilali var, öyleyse niye duruyoruz ANADOLU GENÇLİK KÜLTÜR AYAKLANMASI... Geçenler geçti Cancağızım/ şimdi yeni şeyler söylemek lazım Mevlana bu dizeleriyle hepimize aslında ayar veriyor. Ne söylediğin değil nasıl söylediğin önemli mesajını da alabilirsiniz bu dizelerden. Sırtına Anadolu yu yüklenmiş bir gençlik bu hakikate en fazla müdrik olması gerekendir. Eskinin eskimezliğini yeni bir üslup ve yeni bir tarzla dile getirmek gerekli.
Aksi takdirde kendimiz çalıp kendimiz dinleriz. Gençler hangi köşelere, hangi hendeklere ve hangi labirentlere sürüklenmişlerse Anadolu Gençlik oralarda kurucu ve kurtarıcı el olmalıdır. Kültür, sanat, edebiyat ve özellikle felsefe alanında tam teşekküllü ve donanımlı kafalara ihtiyaç var. Tasavvufu anlatabilmek için bile şiiri, musikiyi ve felsefeyi esaslı şekilde bilmek icap eder. Kapalı dünyaların kilitlerini açmak, kapılarını aralamak, kısa mesafeler için değil maratoncu olmak için enerji depolamak zorundayız.
İnanmak kalbin gücünün farkında olmaktır. Alışkanlıklar çalışkanlıkları bertaraf eder.