İşte Milli Eğitim?in entelektüel yüzü
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih8 Aralık 2015
Süre3 dk okuma
İSTANBUL Milli Eğitim Müdürü Sayın Muammer Yıldız göreve geldiği ilk günden bugüne maarif sorununa en doğru yerden yaklaşmasını bildi. Ayrıntı ile asıl olanı birbirinden ayırarak başardı bunu. Okulun sınırlarının okul bahçesi ile sınırlı olmadığını, okumanın sınırlarının da ders kitaplarıyla mahdut olmadığını kavratmaya çalıştı. Gerçekten de okul öğrencilerimiz nezdinde tatil olduğunda sevinilecek bir yerdir. Hepimiz öğrencilik hayatımızda boş geçen saatleri az çok tatil tadında soluklanma fırsatlarına dönüştürmüşüzdür.
Daha az derse girmek, daha az okula gitmek için meteorolojiden gün çalarcasına kar duasına çıktığımız günleri nasıl unuturuz. Kahrını çektiği ders kitaplarını kendine yük gören öğrenci refleksi hâlâ sürmekte. Öyle ki bugün öğrenciler için ders kitapları kullanılıp atılacak tüketim nesneleri gibi algılanmaktadır. Sanki dün çok mu farklıydı diyeceksiniz. Dünün bugüne benzer taraflar çok elbette; ama dünün öğrencileri için ders kitapları satın alınarak temin edildiği için gelecek yıl başkasının istifadesine sunulabiliyordu.
Bugün ders kitapları öğrencilere bedava dağıtıldığı hem de sadece eşik atlamaya yaradığı için kullanılıp atılan bir nesne gibi. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün Yazarlar okullarda projesi öğrencilerin yazıya, yazara ve kitaba sabit ve camit bakışını değiştiren ilk adım oldu. Öğrencilere yaşayan yazarlarla tanışma fırsatı oluşturdu. Ders kitapları ölü yazarlar galerisi gibiydi. Dokunulmayan, sorgulanmayan, sadece sınavlarda çıkan natürmort bilgilerdi bunlar.
Bir öğretmen arkadaş anlatıyor: Tam 10 yıl her sabah Attila İlhan okulumuzun önünden geçti ve biz yönetmelikler ve mevzuat elvermediğinden bu şairi bir saatliğine olsun okulumuza davet edemedik. Buzlu camın arkasından bir silueti izler gibi şairi ve şiirlerini tanıtmaya çalıştık çocuklara Doksanlı yılların başlarından bahsediyordu bu arkadaş. Köprünün altından çok sular aktı. Hatta on beş yılda nice duble yollar nice köprüler yapıldı. En muhkem ve en gerekli köprünün nesilleri birbirine tanıştırıp kavuşturan, farklılıklara rağmen bütün memleket insanını birbirine yaklaştıran kültür köprüleri olduğu fark edildi.
Okullarımızı bu kültür köprülerinin bağlantı yolları kabul eden İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü çok yönlü faaliyetlerle ilk, orta ve lise düzeyindeki öğrencileri alışkanlık düzeyinden bilinç seviyesine ulaştırmaya gayret sarf ediyor. Okumak, okul ve kitap gibi mefhumların önyargılarla beslenmiş rutin alışkanlıkların bir parçası olmaktan çıkarılıp asıl anlamlarına rucu etmeleri için kitabın da, okulun da, okumanın da önündeki demir perdeler birer birer kalkıyor artık.
Bunun son örneğini geçtiğimiz günler İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü nün yeni bir kültür hamlesiyle gördük. Kütüphaneleri okulun içe açılan kapıları kabul ederek tüm öğrenci ve öğretmenleri il ve ilçe kütüphanelerinde buluşturma amaçlı projelerin ilki Beyazıt Orhan Kemal Kütüphanesi nde gerçekleşti. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, İstanbul İl Kültür Müdürlüğü ve Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi paydaşlığında kütüphanelerde İstanbul Kültürü Söyleşileri nin yanı sıra öğrencilerin ve öğretmenlerin iştirakiyle gerçekleştirilmesi planlanan Yazarlar Kütüphanelerde programlarının protokol metni açılış töreni ile imzalandı.
T.Y.B İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı nın yönettiği İstanbul Kültürü Söyleşileri nin ilk program konuğu yazar Beşir Ayvazoğlu oldu. Ayvazoğlu İstanbul da yaşayıp da bu muhteşem şehri göremeyenlere İstanbul adına değil kendi adlarına ne çok şey kaybettiklerini bir kez daha hatırlattı. Bu kadim şehri tarihi kültürel dokusundan uzaklaştıran her geçen gün gelecek kuşaklara okunaksız bir kent bıraktıklarının farkında bile değiller. Beşir Ayvazoğlu İstanbullu olmak için İstanbul un kültürel imkânlarından yararlanmanın şart olduğunu, bunun için de illa İstanbul da yaşamak gerekmediğini vurguladığı söyleşisinden eminim onu dinleyen öğrenciler de sınav ötesi ve okul ötesi derinlikte çok büyük kazanımlar elde etmişlerdir.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne, İstanbul İl Kültür Müdürlüğüne ve T.Y.B. İstanbul Şubesine ne kadar teşekkür etsek azdır.