MEZHEP KAVGASINI BİTİRMEK İÇİN BU ÜÇ DEFTER'İ İYİ OKUYUN

Hüseyin Akın

Millî Gazete

6 Ocak 2016

3 dk okuma

Bazı şairler vardır ki insana ve hayata olan güveni tazelerler. Yerinden oynamış bir şeyi yeniden yerine yerleştirmek gibidir onları okumak. Onları dediğime bakmayın, hiçbir zaman çoğul gezmezler. Yanlarında yalnızlıkları vardır. İnsan onlarla kavgaya girer, yola çıkar; ama asla yoldan çıkmaz. Bunların sayısı bellidir; ama ben sadece bir tanesinden bahsedeceğim, Hicabi Kırlangıç tan. Elimde üç defterlik şiiri var. Başıboş Kıtalar , Düşte Yürüyen Derviş , Hayret Makamında ve Güz Yağmuru, Acılar bu üç defterin içerisinde yer alıyor.

Daha önce bir kısmını okuduğum şiirlerin en önemli özelliği insanı hiç üzmemesi. Hiç şiir insanı üzer mi, demeyin. Kimi şairlerin şiirleri insanı öyle üzer ki hayatla ve insanla olan intibakınız akamete uğrar. Hayat ve insan şiiri terk edip kendini emniyete alır. Hicabi Kırlangıç ise hayat ve insan karşısında şiiri emniyete alanlardan. Şöyle giriş yapıyor şiire bu kapı aralığından: dil kılıcını yaratıp kınına yerleştiren/ rabbin adıyla gir söze gireceksen Dil kılıcının kını ağızdan başka ne ola ki İnsan ağzından çıkana çok dikkat etmelidir.

Hicabi Kırlangıç kendi sözünün muhatabı olarak ilk önce kendini görür. Bu yüzden şiirde kısa konuşur. Bir e varmaktır maksudu. Ol sebepten kesretten kaçıp vahdete yönelir. Bir başlıklı kısa şiir bir kısa insanoğlu öyküsüdür: bir varmış bir yokmuş/varla yok arasında/ademoğlu gelir gidermiş Dikkat edilirse bu şiirler insanı hop oturtup hop kaldıran şiirler değildir. Mutedil ve teslim olmuş mutmain bir kalbin nefes alışıdır: teslim teslim/ kalbimde bir karıncaya bile/ adım atacak yer kalmadı.

Bir şairin kalbini bir karıncaya bile yer bırakmayacak denli hınca hınç dolduran şeyin adıdır teslimiyet. Kalbe sığmayan akıldan geçer elbet. İşte aklımdan karıncalar geçiyor diyen bir şairin kalbi hoşnut olsa da başı derttedir. Karınca aklın metaforu olsa gerektir insanı şiirin olmadığı karanlıklarda gezdiren. Hafız Divanından Mesnevi ye, Gülistan dan Bostan a birçok Farsça eseri Türkçeye çeviren şairimizin şiirinde gelenek şimdiki zamanın bütün ironisiyle birlikte yeniden yorumlanır.

Kaside şiirinde ansızın karşınıza demokrasi ya da televizyon kelimeleri çıkabilir veya sultana yakarış sadedinden kılıcın/ permeşarp gibi keskin diye fahriye faslını geçiştirebilirsiniz. Matmazel Demokrasi ve Cumhuriyet Şiiri ni bu özellikte şiirler sınıfına dâhil edebiliriz. Hayret Makamı ndan sonraki şiirlerde şiirin havası birden halk şiiri havasına doğru eviriliverir. Dağlar, yağmurlar, çöller, ırmaklar dize dize art arda gelir. Bu bölümde ben en çok Dünya Yağmura Dayanmaz şiirini sevdim.

Bu şiirin öyle bir dizesi var ki şairini ele veriyor. Şöyle diyor son dizesinde bu şiirin Hicabi Kırlangıç: ben sesimi bir rüzgârda yitirdim. Nasıl şairin sesine biraz daha yanına yaklaşınca ulaşıyorsak, sözünün derinliğine de aynı mesafe aralığı yaklaşarak vasıl olabiliyoruz. Rüzgârın aparıp dört yana saldığı bu ses işte bu sestir. 3 defter her sayfası adeta bir ömrün hâsılasını oluşturmuş gibi. Bugünün hesap, yarının amel defteri sayılabilir. Ebabil yayınları sadece sözü değil sesi de yormayan bu kıymetli şairimizin şiirlerini bir araya getirerek çok hayırlı bir iş yapmıştır kanaatimce.

Ne hayatı şiire kurban edelim, ne de şiiri hayata feda edelim. Her ikisine de birbiriyle baş edebilecek kabiliyet kazandırmak en iyisi. Bunun yolu da hayatı şiirle tefsir edip şiiri hayatla yüzleştirmektir. Hicabi Kırlangıç bunu ustalıkla başardığı için şiiri şairinden bize selam götürür gibi mutluluk dağıtmaktadır. Üzülmek isteyenler başka kapıya. Hüznü arayanlar ise kapıdan daha girer girmez onu bulmuşlardır.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2016 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi