Sebepler ve cesetler
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih13 Ekim 2015
Süre2 dk okuma
Yüzü aşkın insan Ankara’daki bombalı saldırıda öldü. Yüzlerce de yaralı var. Cesetlerin çoğu tanınmaz halde. Sebepler de cesetler gibi dört bir yana savrulmuş. Herkes neden ve niçin diye beyhude yere sorup sesine ses arıyor. Sadece dirilerimizi değil ölülerimizi de ayrıştırıyoruz. Asıl felaket bu, acılar, kayıplar ve ölümler üzerinde taraf tutmak. Hiçbir sebep, hiçbir düşünce ve hiçbir ideoloji bir insanın yaşamasından daha önemli değildir. Birbirimizi yaşatacak düşüncelere ihtiyacımız var.
Teröre hep birlikte “dur” demeliyiz elbette. Bunun yolu da lafla değil, duyguyla, vicdanla ve de tavır göstermekle olur. Ateşin düştüğü yer memleketimizin yani hepimizin kalbidir; öyleyse hepimiz bu yangını derinden yaşamalıyız. Böylesi durumlarda sebeplerin karambolu içerisinde herkes karşısındakini suçlayarak acısını dindirmeye çalışır. Oysa bu yaklaşım gerçek sebebin ve failin kendini gizlemesinden başka bir şeye hizmet etmez. Siz birbirinizi suçlarken gerçek sebep ve de gizli özne çoktan yeni bir kumpasın kurgusuna başlamıştır bile.
Şiddet ve terörün besin kaynağı toplumsal gerilim, ayrışma ve sevgisizliktir. Bir toplum bu durumunu bir zaaf olarak dışarıya sızdırdığında bağımsızlığına kast eden düşmanlarının eline çok güçlü bir koz vermiş demektir. Sömürülmeye müsait olmadıkça hiçbir toplum sömürülmekle karşı karşıya kalmaz. Mezhepsel ve etnik parçalanmışlık bela olarak bir millete yeter. Farklılıkları adalet ilkesi çerçevesinde bir araya getirip aynı potada yoğurmakla bu sıkıntı aşılabilir.
Hiç kimse hayat tarzını ve kanaatlerini başkasına dayatmadığı sürece fitne ve şiddet tohumları yeşerme imkânı bulamaz. Ankara’daki müessif saldırı olsa olsa iç ve dış savaş çığırtkanlarının operasyonu olabilir. Tek bir nedene irca edilebilecek bir saldırı olduğunu da söylemek zor. İçte ve dışta birden çok hedefi gerçekleştirmeye matuf bir katliam olmaya daha yakındır. Bir yanıyla yakında yapılacak seçimleri, bir yanıyla Türkiye-Rusya gerilimini, Türkiye’nin Suriye politikasını etkilemeye yönelik veçheleri olabilir.
PKK-DAEŞ ortaklığıyla gerçekleştirilen bir eylem olasılığını da yabana atmamak lazımdır. Kim ve niçin soruları bir müddet daha kafamızı karıştıracağa benziyor. Terör saldırısının gerçekleştirilme şekli faillerinin de akla ilk gelenlerin ötesinde olabileceği ihtimalini kuvvetlendiriyor. Zaman, mekân ve kapsam terör olaylarının nedenine inmede birer ipucu olabilse de kimi zaman şaşırtmaca ve kafa karıştırmaya hizmet edici olabilir. Seçimlere yirmi gün kala, Türkiye’nin kalbi Ankara’da ve mümkün olduğu kadar çok insanın ölümünü hedefleyen bir saldırı çok dikkatli okunmalıdır.
Bir yanlış okuma memleketi ateş sarmalına itebilir. Yanlış okumaları besleyen şey yanlış yüklenmiş toplumsal hafızanın yanı sıra peşin fikirler ve önyargılardır. Herkes birbirinin yarasını daha fazla kanatacak söylemlere girmeden gözyaşını silip yarasını sarmaya gayret ederse masadan kayıp giden barışı birbirimizin gözbebeklerinde yakalayabiliriz. Bu memleket hepimizin ve hepimiz bir ve ‘biz’iz.