En Dişe Dokunur Endişe: İslami Endişe
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih23 Mart 2015
Süre3 dk okuma
Volkan Ertit in Dinden uzaklaşan Türkiye alt başlığıyla çıkan ve ezber bozan Endişeli Muhafazakârlar Çağı isimli kitabı konuşulmaya devam ediyor. Yazar bu kitapta özet olarak şunu söylüyor: Hikâye yanlış kurgulandı. Endişeli modern kavramı ne yazık ki yıllar boyunca esas endişeli olanlardan rol çaldı. İsterseniz burada biraz duralım. Ertit in yaptığı tespit ilk başta bu zamana kadar inanmak zorunda kalınan bir numarayı ifşa ediyor. Endişesini kim daha etkili ortaya koyup yüksek sesle duyurursa o bir bakıma kendisini güvence altına almış oluyor.
Yani yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasına benzer bir durum çıkıyor karşımıza. Can yakan canı yanandan daha fazla bağırdığında kimi kimden koruyacağını şaşırıverir insan. Türkiye de modernler hayat tarzlarına müdahale edileceği korkusunu her fırsatta dile getirip çocuklarını ve torunlarını bu korkuyla büyütüp uyuttular. Türkiye İran oluyor , irtica hortluyor , şeriat kapıya dayandı , hayat tarzı dayatması var gibi şikâyetler uzun süre ne dillerden düştü ne de manşetlerden indi.
Hâlbuki hiçbir şeyin hiçbir yere gitmediğini bu insanlar da pekâlâ biliyorlardı. Peki, öyleyse bu mağdurdan rol çalma gayretkeşliği niye Korkulu rüya görmemek için uyanık kalma denilebilir belki buna. Modern hayatın dayatmalarını yaşam tarzı diye yutturanlar şikâyet etme, yerini yadırgama ve ağlama hakkını da ellerinde bulundururlar. Kendilerini memleketin gerçek sahibi olduklarına inandırmışlardır. Coğrafyaya hükmetme hakkı kadar zamanın işleyişi ve saatlerin ayarlanması da modern elitlerin inisiyatifindedir hep.
Muhafazakârlar zamanın işleyişini yavaşlatanlardır ve kendi kabuklarına çekildikleri için olup bitenden etkilenmeleri diye bir sorunları yoktur onlara göre. Endişe denilen şey mevcut durumun tehdit altında olması ile ilgili bir psikolojidir. Yani dünden miras olarak alınan değerleri yarına ulaştıramama kaygısıdır. Muhafazakâr zihin yapısı yerleşik bir zihin yapısı olduğu için bulunduğu yeri fikir ve düşünce mahsulü ile sahiplenip yurt edinme olasılığı hep vardır.
Bu olasılık modernler katında her zaman bir tehdit olarak algılanır. Muhafazakârın gerçekleştirme ihtimali en az yapma ve yerine getirmenin kendisi kadar çağdaş olduğunu söyleyen insanda kaygı yaratır. Bu ülkede dinin sosyal prestijinin azalıp toplumsal ve ailevi ilişkilerin hızla kutsal dışına doğru kaydığı dikkatli birinin gözünden kaçmayacak denli ortadadır. Yazarın bahsettiği gibi dindar ailelerin yeni nesil bireyleri haz toplumunun gönüllü üyeleri olmak için adeta yarış etmektedirler.
Şimdi her şeyin bir de muhafazakâr boyutu üretilip pazarlanıyor. Filtreden geçmiş bir günlük hayata ne mühendisin ne de müezzinin oğlunun-kızının tahammülü yok. Zaten aileleri de ebeveynden çok evlatlar hatta çocuklar yönetiyor. Sekülarizmin amentüsü oldukça esnek. Dinler arası diyalogun en iyi uygulayıcısı. Seküler hayat alkolsüz bira gibidir. Ruhunu teslim aldığı insanı boş bir şişeyle baş başa bırakır. Bu akademik çalışma ile dini imaj, sembol ve motiflerin alabildiğine arttığı ülkemizin dindarlık yükseltisini yan yana getirdiğimizde Dinden uzaklaşan Türkiye nin hızla dindarlaşması gibi bir garip gerçeklik çıkıyor ortaya.
Hangisi doğru, dinarlaşıyoruz mu, yoksa dinden uzaklaşıyoruz mu Dindar ve muhafazakâr kesime baktığımızda oldukça halinden memnun bir manzara var. Bu kesimden hiç kimsenin hayat tarzımız tehdit altında diye kısık sesle dahi şikâyet ettiğini duymadım. Camide vaizlerin alışıldık ahir zaman yakınmalarının dışında sokakta hiç kimsenin endişe yi dile getirdiğine şahit olmuyoruz. En dişe dokunur endişe durumun geçmesi için işleyen saat dikkatinde sessiz olandır.
Muhafazakâr semtlerde bile artık bu vakur sessizliği duyamıyoruz. Modern hayat tarafından o denli kıskıvrak yakalanmış, bütün hayatiyetiyle kuşatılmış olan muhafazakâr kitlenin hatırladıkça peşinden şikâyet edeceği ya da arkasından ağlayabileceği bir hayat tarzı kaldı mı ki geri kalan yaşantısı için endişeye kapılsın Modern zamanlar kendi muhafazakârını da kendisi oluşturuyor çünkü. Bu zamanda endişesi olana zaten kimse muhafazakâr demiyor. Endişesi olan adam hem neden muhafazakâr olsun ki Endişe yerinde duramamayı, kabına sığmamayı, kendini dışarı atmayı gerektiren bir deruni durumdur.
O halde muhafazakârlık var; endişe yok!