Hakikat "Uhud", siyaset "Nohut" der

Hüseyin Akın

Millî Gazete

10 Haziran 2015

2 dk okuma

Bu satırları yazarken seçim sonuçları aşağı yukarı netlik kazanmıştı. Sanki seçimin kazananı çok kaybedeni yok gibi bir manzara var ortalıkta. Kıyamet aşısı olmuş olanlar için yenilgi diye bir şey yoktur elbette. Ya aşılanmamış yüreklere ne demeli Zil takıp oynamadıkları kaldı. Hakikati kaim kılmak için yola çıkanlar sonuç ne olursa olsun galiptirler. Sonuçlar sadece tek dünyalı bir hayata yatırım yapanlar içindir. Siyaset de olsa asıl olan yüce gayret, asil çaba ve salih ameldir.

Amelleri heba olmayacak olanlar niyeti istikamet üzere olanlardır. Onlar milletin gerçek meclisi olan gönül dergâhına girerler. Hayat böyle parça parça koşulardan ibarettir. Biri biter diğeri başlar. Koşu bitse de yarış devam eder. Burada realiteler her şeyi açıklamaya yetmez ve şiirlere düşer birçok şeyi açıklamak. Ne diyordu üstat Sezai Karakoç: Biz yangında koşuyu kaybeden atlarız/Biz kirli ve temiz çamaşırları / Aynı zaman aynı minval üzere katlarız/Biz koşu bittikten sonra da koşan atlarız .

Siyasiler acelecidir. Hikmet ehlinin sözleri dengeler onları. Çok sonralar anlarız yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer olduğunu. Siyaset insan yönetme sanatıdır. At bakımından mülhem seyislerden kapmıştır bu marifeti devlet yönetmeye talip olanlar. Kimi zaman insanı görmek için bile at gözlüğü taktırır adama. Gün gelir devran biter, dönemler kapanır, süreçler sürmez olur; ama hakikat her daim varlığını sürdürür. Hakikatin kalabalıklara ihtiyacı yoktur; zira o bütün zamanlarda iktidardır.

Yeter ki hakkı üstün tutalım ve haklıdan yana olalım. Kim ki halka hak ettiği şeyi hakça verir, o kişi kaç kişi olursa olsun iktidardır. Nefsini yenmeye, egosunu alt etmeye, kapris ve kompleksleriyle baş etmeye muktedir olan her kişi kendi içinde iktidarı yakalamış demektir. Eğer kendimizi bir mensubiyet ve mesuliyet insanı olarak görüyorsak, yaptığımız işi en iyi şekilde yapmak, hedeflediğimiz noktaya sabırla yürümek iktidara giden yol demektir.

Bir çiviyi duvara çakabilmek için ona çekiçle bir kez vurmak yetmez; ısrarla tekrar ve tekrar aynı noktadan defalarca vurmak gerekir. İlk vuruşta çiviyi duvara çakmakta başarısız olanların yılgınlığı, hedefleri değil hevesleri olanların düşebilecekleri bir yılgınlıktır. Heves mesuliyet insanı olma aşamasına ulaşamamış kişinin içinde kıvranan çocuk gibidir. Hedef mesuliyet insanının ömrü ile mukayyet bir yürüyüşün ideallerle desteklenmiş şeklidir.

İnsanoğlu seçtiklerinin mahsulüdür. Neyi seçiyorsanız biraz o sunuzdur gerçekte. Seçtiklerinizden mesulsünüz, tercihlerinizle aklınızı dışarıya vurmuş olursunuz. Önünüzde bir sürü seçenek olduğuna bakmayın, gerçekte insanın önünde her zaman iki yol vardır. Biri hak, diğeri bâtıl. İki seçenekten hangisinin hak ve hangisinin batıl olduğunu nasıl anlayacaksınız Elbette siyasetle değil, hakikatle. Tercihini yanlış yapan kişi tefrik melekesi yerinde olmayan kişidir.

Siyaset Uhut la nohut arasında, nohudu seçmekte beis görmez. Ama hakikat için nohut değil korunup kollanması gereken Uhut tur asıl olan. Hayat bütün hızıyla sürüyor ve yaşamak denilen şey bizi hâlâ ciddiye aldığına göre seçim bitmiş sayılmaz. İster mesuliyetinizin gerektirdiği şeyi, ister nefsinizin ve canınızın çektiği şeyi. Önünüzde iki seçenek var, ikisine de elinizi uzatsanız ulaşacaksınız, seçmek size kalmış: ister Uhut, ister nohut!

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi