Öğretmenin de entelektüeli vardır

Hüseyin Akın

Millî Gazete

8 Haziran 2015

3 dk okuma

Her meslek dalının iyi kötü entelektüeli vardır. Mühendisler, mimarlar daha işin başında entelektüeldir, hele bir de yüksekse. Doktorlar tıp bitirmek gibi yüksek sabır gücüne sahip oldukları için otomatikman bu gruba dâhildir zaten. Sosyologlar en iyi dereceden birer tespit ustasıdır bizim ülkemizde, kimse bu insanlar üzerine ciddiyetle düşünmezler. Ne yerler ne içerler, nerelerde gezerler. Karasal iklime tabidirler sosyologlar. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.

Psikologlarla sosyologların memleketimizdeki farkı, babasından kendisine kurulu bir tezgâh kalmış şanslı bir evlatla babadan tek kuruş kalmayıp kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan evlat gibidir. Fakat şartları ne olursa olsun sosyologlar psikologlardan daha entelektüel oldukları bir gerçektir. Zihinsel eforunu mesleki gelişimine harcamış kişilerin entelektüellik dozajları o nispetle düşüktür. Sosyologlar bilgi ve birikimlerini kullanabilecekleri müsait iş kolları sınırlı olduğu için tıpkı felsefeciler gibi daha çok entelektüel tecessüs içerisindedirler.

İletişim ve gazetecilik okuyanlar haberdar olmayı bilgili ve kültürlü olmayla karıştırmaya müsait bir dünyaları olagelmiştir. İzlemek, takip etmek ve malumatfuruşluk gazeteci kimliği için yeterli entelektüel donanım sayılır. Hukuk fakülteleri hâkim, savcı ve avukatlar ordusuyla gittikçe kitleselleşen bir mesleki akıl ve zekâ üretmektedir. Hâkim ve savcıların entelektüel birikimlerini kullanamaya müsait bir ortam yoktur. Hüküm vermek ve tetkik edip delil toplamak yanına başka hiçbir şeyi yakıştırmayan bir dikkat ve yoğunlaşma gerektirir.

Avukatlar da günlük davaların kıskacı altında yüce ve evrensel davalara uzanabilecek zihinsel imkânlardan hızla uzaklaşmaktadırlar. Hitabet ve ikna gücü gücünü hakikatten almanın dışında hiçbir aydınlık gelecek vaat etmemektedir. Hatipler, nutuk atıcılar, avukatlar ve siyasetçiler entelektüel olma sınırından geri çevrilmiş kişilerdir. Çünkü onlar ne denli dolu konuşmaya başlarlarsa o denli insanı etraflarından uzaklaştırırlar. Hakikatin tesiri olmadan atılan şatafatlı nutuklar kalabalıklara teneke çalmaktan farsızdır.

Entelektüel zihin teneke çalmaz, en büyük enstrümanı tefekkürdür. İmamlar ve vaizler de entelektüel dünyanın şadırvanında paçaları ve kolları sıvanmış bir şekilde beklerler. Bilgisini bilgeliğe dönüştürmek yerine en kısa yoldan hazıra ve huzura konmak isterler. Ne de olsa düşünmek yorucu ve sorumluluk yükleyicidir. Öğretmenler ve eğitimcilerin beyin işleyiciler oldukları kabul edilirse entellektüelizm ve entelijansiya arasında müstesna bir yeri olması gerekir.

Özellikle son yıllarda öğretmenin entelektüel olması uçuk bir beklentiden öteye gitmiyor. Yukarıda değindiğim mesleklerin hemen hepsinden daha çok öğretmene yakışır entelektüel akıl ve entelektüel vicdan. Milli Eğitim bu dönüşümü gerçekleştirmek zorundadır. Öğretmenlerimiz kendi meselelerini bile kendileri konuşup tartışamıyor. Bu hem kıstırılmışlık duygusundan dolayıdır hem de zihinsel ve ruhsal parçalanmalardan dolayı hakikatin ve gerçekliğin farklı köşelerine savrulması sebebiyledir.

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmenlerdeki bu olması gereken vasfı her sayısında oldukça yetkin imzaların yer aldığı İstanbul dergisinde masaya yatırıyor. Dergi son sayısında bir entelektüel olarak öğretmeni değişik yönleriyle inceliyor. Öğretmen entelektüel midir Sorusuna ilk yanıt veren Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı şöyle yanıtlıyor bu soruyu: Eğer entelektüel derken, en yalın tanımıyla zihni faaliyeti hayatının eksenine yerleştirmiş kişiyi kastediyorsak, evet, öğretmen bir entelektüeldir.

Nurettin Topçu nun Türkiye nin Maarif Davası kitabında yer alan Muallim başlıklı yazısının da yer aldığı dosyada Ali Ayçil den Prof.Dr. Mehmet Narlı ya, Mahmut Bıyıklı dan Yrd. Doç.Dr Betül Coşkun a, Ercan Yıldırım dan Gonca Özmen e kadar şair, yazar ve akademisyenlerin yazıları yer alıyor. Ayrıca İsmail Kara ile ve Ümit Meriç le öğretmenlik mesleğinin dünü bugünü hakkında entelektüel arayışı içerinde söyleşiler gerçekleştirilmiş. İstanbul Milli Eğitim in bu dergisi bile öğretmenlerin zihinlerini yoklamalarına vesile olması bakımından bir toparlanış ve ayağa kalkıştır.

Başta Ali Ayçil ve Mahmut Bıyıklı olmak üzere bütün emeği geçenleri kutluyorum.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi