Hayat bilgisi dersi şehadet kitabının ölüm ünitesi Konu: Çanakkale?deki Kastamonu

Hüseyin Akın

Millî Gazete

9 Mart 2015

3 dk okuma

Mart ayı aynı zamanda silkinip kendine rucu etme ayıdır. Kış ile İlkbahar arasında olması Mart ayına ayrı bir sorunluluk yüklüyor. Güneş hafif yüzünü gösteriyor, ama tam değil. İnsanlar rehavete kapılıp mayışmasınlar diye hava bir açılıp bir kapanıyor. Hatta bununla da kalmıyor kapıdan baktırır gibi yaparak kazma kürek yaktırmaya mecbur bile kılıyor. Herkesin kendine özgü bir mevsimi vardır elbet; fakat dikkat ve rikkate en müsait mevsim Mart mevsimidir.

Evet, Mart aylar içerisinde kendi başına bir mevsimdir. Millet olarak hafızamızı tazeleyen yönünden dolayı olsa gerektir bu ayda yürek yangınlarıyla iç üşümeleri bir arada yaşarız. 12 Mart ile İstiklal Marşımızı derin anlamıyla bir kez daha içe doğru okuruz. Okumalarımız içersinde en çok ihmal ettiğimiz okuma biçimi içe doğru okumadır . Bu yüzden genç kuşaklar İstiklal i sadece bir cadde ismi olarak algılıyorlar. Bir de 18 Mart var içimizin direniş haritalarını önümüze seren.

Çanakkale yi geçilmez kılan dinamikleri unutmayalım diye bizi her sene bir kez olsun silkeleyen. Gençlerimiz, Çanakkale cephesinde kendi yaşıtlarının gönüllü olarak savaşıp şehit olmalarını sağlayan iç kuvvetle tanışmaları gerekir öncelikle. Lise çağında bir genç okulunu bırakıp, dahası evini ocağını, ana babasını bırakıp hangi saikle ölüme, şahadete koşar Genç kuşaklara Hayat Bilgisi müfredatını kavrattığımız kadar Ölüm Bilgisi dersini de vermemiz icap ediyor.

İlimle ölüm arasında birbirini koruyup kollayan bir ünsiyet olduğunu biraz kalbine yakın mesafede duranlar bilirler. İlim Yayma Cemiyeti gibi kuruluşların var oluş sebepleri biraz da budur. Yani ilmin yaygınlaştırılması yaşamın cehaletten kurtulup ilim temeline dayandırılmasıdır. İlmi sadece bilmek için bilmek şeklinde anlayıp bu şekilde tanımlayanlar cehalet in tanımını yaptıklarının farkında bile değildirler. İlim ilim içindir demek en hafif tabirle cehalettir.

Hâlbuki ilim nasıl yaşayacağımızı öğrettiği kadar nasıl ve ne için ölebileceğimizi de öğretir. Çanakkale bütün geçilmezliği ve manevi dinamikleriyle ölüm bilgisi dersinin en etkileyici ünitesidir. İlim Yayma Cemiyeti Kastamonu Şubesi nin davetlisi olarak geçtiğimiz hafta üç gün kadar Kastamonu da idim. Bundan sekiz yıl evvel hazırladığım Kastamonu nun Çanakkale Kahramanları bağlamında Bozkurt, Araç, Güzlük köyü ve şehir merkezinde bir dizi konferanslar verdim.

Çanakkale de evlatlarını şehit veren iller arasında Kastamonu ilk sıralarda yer alıyor. Araç ilçesine bağlı Güzlük köyü Çanakkale cephesinde en çok şehit veren köy olarak kayıtlara geçmiş. Kalabalık bir grupla Güzlük Köyü nü ziyaret etme imkânı da bulduk. Şunu gördüm ki bu köyde günlük yaşamın ana teması: Şehitler ve şehitlik! Gidip de gelmeyenlerin hikâyesi uzayıp gidiyor dillerde. Köyden yakını Çanakkale de şehit olmayan, gidip de dönebilen sadece üç kişi.

Erkeklerin neredeyse hepsi Çanakkale de şehit olduğu için bir süre kurban kesmek gibi erkek gücü gerektiren işleri kadınlar yapmak zorunda kalmışlar bu köyde. Nerede ise hepsi yoksul insanlardan oluşuyor Güzlük köyü. Yoksul, ama yoksulluğu dert etmeyecek kadar mütevekkil. Köylerinin Çanakkale de en çok şehit veren köy olmasını adeta bir başarı öyküsü gibi anlatıyorlar. Ne yaklaşan seçimler, ne hemşerileri olan aday adayları ne de doların tırmanması ilgilendirmiyor onları.

Radyolar soğuktan bahsedince bile üşüyen bir yürekleri var. Bu yüzden kulakları ezana uyarlı. Ezan başlar başlamaz ne kadar önemli bir şey konuşuluyor olsa bile yarıda kesip hep birlikte camiye doluşuyorlar. Şehadetin ilim haline gelmesi böyle bir şey olsa gerek. Kastamonu İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Fatih Köse, kentlerin içerisinde yaşayıp da o kentin mesajını kavramayanlara ya da kentin ne demek istediğini anlamayanlara şehrimizin dilini ve birikimini kavratmaya çalışıyoruz diyor ve ekliyor: Çanakkale Savaşı nda Gelibolu ne ise İstiklal Savaşı nda İnebolu odur.

Evet, Çanakkale geçilmez elbette, ama kültür emperyalistlerinin başlattığı savaşta Kastamonu yu da bu ruhla geçmek mümkün değildir. Ayaklarını paspasa silip içeriye öyle girercesine Mart ayında hafızamıza bulaşan kir ve pası temizleyerek Nisan a öyle adım atmaya var mısınız

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi