Diliniz cadde kalbiniz bostan

Hüseyin Akın

Millî Gazete

11 Mart 2015

2 dk okuma

BÖYLE değildi bu başlık bilirim. Şöyle de desem aynı kapıya çıkacağından eminim: Diliniz Şaşkınbakkal, kalbiniz Ahırkapı. Susmasını unutmuş biteviye konuşanlar için cadde den daha müsait bir kelime olamaz herhalde. Cadde geniş, cadde serazat ve cadde başına buyruktur. Sokak toprak, cadde asfalt yüzeylidir. Sokağın dili vardır caddenin kibri. Kibir dile ihtiyaç hissetmez, kelimelere karşı müstağnidir. Oysa sokağın kendini geri çekmeyen bir dili vardır.

Ahalisi ile aynı sözcükleri kullanarak konuşur. Anlama matuftur sokağın dili ve bu yüzden içe açılır. Aynı zamanda, zemininde yürüyenlerin içini açar. Oysa cadde öyle mi Onun dili organiktir ve dışa açılır. Üzerinden ağır tonajlı insanlar geçer. Sokağın her yaşta insanı kaldırma gücü, caddenin gelip geçenleri boş vaatlerle kandırma gücü vardır. Şehrin insanı aynı zamanda vehmin insanıdır. Yaşamadıklarını yaşadım sanır, tatmadıklarını tatmış gibi davranır.

Adımlarının yakıtı asfalt ve betondur. Nasıl sokakla cadde ayrı güzergâhları takip ederek insana doğru gitmeyi diliyorlarsa, günümüz insanının dili ile kalbi de ayrı ayrı yolları izleyerek insana varmak ister. Bazen insan bir türlü yaşadığı ya da içinde yaşattığı semte ulaşamaz da semtin kendisi insana ulaşır. Ağzımızda kısılıp kalan dili semtin anahtarıyla çözmeyi pekâlâ deneyebiliriz. Aynı şekilde diliniz Bomonti, kalbiniz Tahtakale dediğimizde de düğümlenen anlamı bir şekilde çözmüş oluruz.

Kalbi mümbit olanların aynı derecede verimli ve de velut bir dile sahip olamamaları çağın insanlara bahşettiği(!) küçük bir armağanı. Kalpten kalbe giden yol bir türlü kalpten dile ya da dilden kalbe ulaşmaz. Dilden dile giden bir anlam da yoktur aslında. Vardır sandığımız şey dilden dile ulaşan değil dilden dile dolaşan her ne ise odur. Dil kalbe yükleyemediklerini ve başından savmak istediklerini kaleme geçirir. Eyleme geçmeye müsait olmayan hiçbir şey deftere geçemez çünkü evvela dildekinin kaleme geçmesi gerekir.

Kalemdekilerin kelamdakiler gibi kendini boşlukta hissetmesi sonucu sahifeler devreye girer. Zamanın en güvenilir tutanakları defterlerdir. Hayat macerasını bir ömür üzere yaşayan her insan bu defteri eksiksiz ve İslami imlaya uygun bir şekilde doldurmakla mükellef olduğunu bilir. Cadde boyu uzanan bir defter vardır önümüzde bir türlü amellerimizle bu defteri temize geçirmek aklımıza gelmez. Mütemadiyen asfalta zift döker gibi var oluş gerçekliğimize laf üretiriz.

Bu laflar işporta mal gibidir yüksek sesle tanıtılmak ister. Bu raddeden sonra dil Mahmutpaşa, kalp Küçükçekmece dir. Tecime elverişli kıldığımız her gerçeklik ister istemez piyasa malı olmuştur artık. İnsanların bile ezilme tehlikesi geçirdiği caddelerde danalar elbette bostana dadanacaktır. Çünkü dil dürter danalar ürker; soluğu bostanda alırlar. Bostan Şeyh Sadi den beri hayat nefhası üfürülmüş her canlıya çitlerini açmıştır. Kalp bu yüzden tehlikeye, talana ve işgale maruzdur.

Dili yatağında boğmak için kalbi yurdundan sürgün etmek isterler. Anlam dünyamızı parçalamak pahasına birbirinden ayırdığımız kalp ile kafayı yeniden bir araya getirmek zorundayız. Bu zorunluluğun dirilip yeniden hayata geçmesi için sabır taşları döşenmiş idrak kaldırımında bekliyoruz. Evdeki Kabataş çarşıdaki Beşiktaş a uysun diye.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi