İNSAN "MÜSAİT" OLARAK YARATILMIŞ BİR VARLIKTIR

Hüseyin Akın

Millî Gazete

16 Mart 2015

2 dk okuma

Ateist ve eşcinsellere nasıl davranmalıyız Buna cevap vermek için öyle yokuş çıkmaya falan gerek yok. Alo fetva hattı nı aramanız da gerekmez. Bunun cevabı belli: İnsanca. İnsanca kelimesi bütün değerleri kuşatan bir kelime. Bu kelimeyi kaldırıp rahatlıkla İslam kelimesini yerleştirebilirsiniz. İnsani olanın İslamiliğini ne yazık ki özümseyemediğimizden çoğunlukla kendi cevherimizi ıskalayarak hakikat arayışına giriyoruz. Fıtrat ve hilkat üzere yaratılmış olan insan İslami tekliflere müsait yaratılmıştır.

Müsait kelimesine takılıp kaldınız değil mi İşte böyle, kelimelerin muhteviyatını dikkate almaz ve onları çekirdek çıtlatır gibi kullanırsanız birileri gelir içerisini kendi kafalarına göre doldururlar. Siz ortamı hazırlarsanız müsait kelimesi gelir oraya çöreklenir. Çöreklenir sözcüğünün şimdi gelip de bu cümleye yerleşmesi gibi. Tekrar konuya dönecek olursak, Müslüman bir kişi ateist, deist, agnostik ya da eşcinsel birine mizacının ona dayattığı biçimde değil, Müslümanlığının insanlığını kuşattığı şekilde davranır.

Mizacın tehdidine boyun eğerek bir konuda acele davranıyor ve hüküm veriyorsak bilelim ki bu tavrımız insani değil, beşeridir. Beşer, sureti insan sireti insan olmayandır. Bir an durup insan oluş bilincine rucu ederek bir konuda yargı belirtip tutum ortaya koyuyorsak bu insani yani İslami bir tavırdır. Karşımdaki insana huyumun ve mizacımın beni yönelttiği, hatta sürüklediği şekilde yaklaşıyor ve hükmümü buna göre veriyorsam adalet, hakkaniyet, insaf ve izan gibi umdeleri görmezden geliyorum demektir.

Ateistlerin önemli bir kısmı doğruyu ve hakikati bir insanın üzerinde göremediklerinden dolayı yorgun düşerek kendisini inançsızlık denilen cangılın kucağına bırakmış kişilerdir. Yanlışları şudur ki adaletin gerçek sahibini adaleti tam yaşayan birinde görmek istemektedirler. Bulamayanınca da adalete olan güvenleriyle birlikte adaletin sahibi olan yaratıcıyı da kalplerini kapatıyorlar. Özellikle ülkemizdeki ateizm duygusal boyutlu bir cereyandır. İnsani bir yaklaşımla kaybettiklerini o insanlara yeniden kazandırmak mümkündür.

Her günah aynı zamanda dışarıya sızmasa bile içten içe yaşanan bir travmadır. Bu en popüler olanından toplumsal hınç ve linçe sebep olabilecek ayıplara kadar böyledir. İslam a göre toplumun sağlığı bireyin sağlığının garantisidir. Celbi menafi (iyi şeyleri elde etmek) için öncelikli iş def-i mazarrat (zararlı şeyleri yok etmek) tır. İnsanları teker teker suçlayabilir, ayıplayabilir, itham edebiliriz; bu en kolay yoldur. Ama asıl kalıcı çözüm, insanların birey olarak bu arızayı nereden kaptıklarını, oluşturulan toplumun bunda ne kadar rol sahibi olduğunu da kritik etmekten geçer.

Adil olmak sevmemek ve nefret etmekten çok daha insani bir yaklaşım olsa gerektir. Nefret başka türlüsünü yapamadığı için kendi içindeki şartlara teslim olmaktır. Çünkü içinizdeki o hayvan sürekli sizin tarafınızdan doyurulmak ister. Fakat adalet size teraziyi doğru tutmanız için kafanızda, kalbinizde ve ellerinizdeki ağırlıkları bir kenara bırakmayı telkin eder. Biz ona (insana) iki yol gösterdik (Beled-10) buyuran ilahi hitap insanın aynı zamanda iki tarafa da evrilip devrilebilen bir varlık olduğuna işaret etmektedir.

İnsan bu anlamda müsait yaratılmıştır. İç rezervleri ve şartları buna uygundur. Başkasına gitmekten ziyade kendine gelmeye daha müsaittir. Hassasiyet öyle bir mefhumdur ki tek bir kişiyi bile gözden çıkarmamayı gerektirir. Dünya nasıl bir insanda yaşanılırsa insan da ancak insanlığını bu dünyada fark edip yaşayabilir. Demem o ki dostlarım, dünya bir sınav için çok müsait bir yerdir. Bahtınız da kalbiniz gibi açık olsun.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi