Herkesin Doğusu Kendine
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih27 Nisan 2015
Süre3 dk okuma
DOĞU ve Batı temsil ettikleri ve vaat ettikleri noktasından ele alındığında iki farklı dünyadır. Bu anlamda Batı beden, Doğu ruhtur. Batı biçim ve form, Doğu içerik ve muhtevadır. Eşyanın dışı Batı, içi ise Doğu dur. Doğu ile Batı arasındaki bu ayrım edebiyat ve sanata da sirayet eder. Doğu medeniyeti mücerret duygu uygarlığını temsil ederken Batı medeniyeti somut yaratma, yaratıcıyı taklide yönelmedir. Cemil Meriç de bu meyanda Doğuyu aşkın, gönlün ve hayalin; Batıyı, aklın tekniğin ve realitenin vatanı olarak tavsif eder.
Etimolojinin Doğu-Batı bağlamında kulağımıza fısıldayıp ima ettiği şudur ki, Doğu doğumun, doğuşun ve de doğrunun içinden kopup gelen; Batı ise batışın, bitişin ve batılın (doğru olmayanın) hafızasından sökün edendir. Oryantalist bakış açısı bu taksimatı gözü kapalı bir şekilde bir çırpıda yapıvermiştir. Buna göre Batının aklı ve Doğu nun kalbi vardır. Oysa bilinen ilahi bir hakikattir ki insanın aklı da yüreği de kalbindedir. İnsan kalbiyle düşünür ve kalbiyle anlar. ( Hiç yeryüzünde gezmediler mi ki, kendilerinden önce mahvolanların yerlerini görsünler de düşünecekleri kalpleri, işitecekleri kulakları olsun, akılları başlarına gelsin, hak sözünü işitsinler.
Zira gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerdeki kalpler kör olur. Hac suresi-/46)) Oryantalist bakış açısıyla Doğu bin bir gece masalları, fantastik çöl hikâyeleri ve harem hayatından ibarettir. Batılı oryantalistlerin Doğuyu ve Ortadoğu yu aşağılaması geri ve İslam dini üzerinden giderek ilkellik iddialarında bulunması ideolojik kaygılara dayanmaktadır ki bugün Güneydoğumuz için kalem oynatan kimi şair ve yazarlarımızın da aynı koroya katıldıklarını görmek üzüntü vericidir.
Cahit Külebi nin bölgeyi anlattığı Doğu başlıklı şiiri: Yüzlerce, binlerce bit vardı/ Çarşaflar, giysiler üzerinde/ Kimi yayılırdı koyun sürüsü/ Kimiyse yanaşık düzende/ İşte Doğu bu. Bit deprem ve acı/ Mutluluk dediğin bir lavaş ekmek/ Bir avuç ateştir, umut dediğin/ Gerisi kar, çamur ve tezek diye başlayıp şu dizelerle sona erer ki bu mısralar çarpık bakışı hemen ele verir: İşte Doğu bu, kesilmiş koyun başı/ Gibi bakar orda insan gözleri/ Sevdalar, sıcaklık, yumuşaklık/Türkülerde kalmış bin yıldan beri .
Biz Doğuyu, Güneydoğuyu ve Ortadoğu yu hep geri kalan yönleriyle birer sefalet coğrafyası gibi aktarırken müsteşriklerin ekmeğine yağ sürdüğümüzün farkında bile değiliz. Doğu duyarlığını, iklim ve nefesini şiirine ustaca yansıtabilmiş şairlerimizden bir diğeri Diyarbakırlı Ahmet Arif tir. Onun şiirinde yerel kültür, bölgesel motifler, yiğitlik, cesaret ve kavganın yanı sıra feodal yapıya ait değerler bölgeyi ve bölge halkını incitmeden işlenir. Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız /Karşıyaka köyleri, obalarıyla /Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu/Komşuyuz yaka yakaya /Birbirine karışır tavuklarımız /Bilmezlikten değil, Fıkaralıktan /Pasaporta ısınmamış içimiz /Budur katlimize sebep suçumuz, /Gayrı eşkıyaya çıkar adımız /Kaçakçıya /Soyguncuya /Hayına...
(Otuz Üç Kurşun) Cahit Külebi nin resmi ideolojiyi aşmayan Batı karşıtlığına karşın Ahmet Arif halkın yaşadığı drama isyan eden bir devrimci duyarlık arz etmektedir. Döneminin siyasi baskıları yüzünden Ahmet Arif ömrü boyunca sadece 26 şiir yazabilmiştir. Şiirinde Anadolu coğrafyasının acılar atlasını çıkaran Gülten Akın için dağlara karşı söylenen ya da dağların insana karşı söylediği ağıttır Güneydoğu. O güneydoğu için söylediği yanık türkü tadında şiirinde yine acıyı konuşturur: Benim acım acıların beyidir/Canıma bir doru kısrakla gelir/Öfkeyi sabırda eritir/Umut yer/Suyunu gözümden içer bir zaman/Dağlar of dağlar Mekân ve insan ilişkisini öne alarak doğuyu ve doğu insanını ele alan şairlerin başında Hilmi Yavuz gelir.
Şiirini aile olarak hiç de yabancı olmadığı o topraklarda gezdirir şair. Güneydoğu ya dışarıdan değil bu sıhriyetin verdiği yakın bakışla bakar. Doğuyu bütün aksamıyla okumaya tabi tuttuğu Doğu Şiirleri kitabında Hilmi Yavuz a göre Doğu da söz hayatın kendisi gibi anlamın derinlerindedir. Bu Doğu insanının kimliğinden bağımsız düşünülmeyecek olan hüzündür. Doğu nun Diyalektiği adlı şiirinde Hilmi Yavuz un bu hüzne işaret ettiği görülür: bir doğudur ki o gülerken bile bozlak .
Ölüm de hüzne yakın durur Doğu da. Hayatla iç içe ve kalabalıktır. Doğunun bu özelliği Hilmi Yavuz da: Ölüm bir aşirettir doğuda dizesiyle açıklanır. Doğuya özgü bir masal havası eser bu mısralarda: Biz üç güzel kardeştik ve ölüm/ Ölüm en gencimizdi bizim . İnsan yaşamı görünmeyen ve gösterilmeyendedir Doğu da. Söz ile yaşam aynı derinliğe sahiptir. Ayağımızın tozuyla Balıklıgöl Şiir Festivali nden yeni geldik. Beraberimizde getirdiğimiz Doğu yu böyle bir başlangıçla anlatmak geçti içimizden.
Sözü Hilmi Yavuz gibi bitirmek istedik: Çok uzun anlatmak gerekti/ Ve biz sadece ima ile geçtik.