İşte bunlar hep kitap
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih27 Mayıs 2015
Süre4 dk okuma
Kim ne derse desin Türkiye kalkınma hamlesini kitapla başaracaktır. Ne zaman okur-yazarlık oranımız hak ettiğimiz noktaya gelirse o zaman engelleri aşarız. Her eli kalem tutan insan bu ülke için kafa yoran düşünce işçisi demektir. Evet, kitaplar yayıncıların arzuladıkları şekilde satmıyor. Kitap dediğin satmaz zaten, okunur ve elden ele dolaşır. Eşya mı ki satsın. Kitaplar ne zamanki şaşılacak derecede satar, işte o zaman kitapta şeyleşme sürecine girmiş oluruz.
Son zamanlarda okuyucuyu kışkırtacak ya da yeni ve dinamik okur kitlesi oluşturacak derecede kitaplar artmaya başladı. Yeni kuşaklar artık edebiyattan; şiir, hikâye, deneme ve roman yoluyla düşünceyle temas kuruyorlar. İşte geçmişle bugünün dilini yazdıklarıyla birbirine bağlayan yazarlar ve eserlerinden değinmeden geçemediklerim: Zan-Yasemin Karahüseyin: Yasemin Karahüseyin daha önce Âdemin Kanadı romanıyla dikkat çekmiş bir isim. Tam altı sene sonra ikinci romanı Zan ile okuyucusunun karşısına çıktı.
İlk romanında uçma tutkusu ile aşk acısını bir arada yaşayan Hazerfen Ahmet Çelebi nin hikâyesini anlatırken Zan romanında zan duygusu ile tarumar olan duygular konu ediliyor. Alttan alta romanın oluşum sürecine değinen Yasemin Karahüseyin birçok kişinin hayatında canlanan olaylar silsilesini özgün bir dille anlatmayı başarıyor. Hay, Hayret ve Hikmet gibi üç bölümden oluşan romanın dördüncü bölümünde tamamlayıcı bir unsur olarak âdemin, yazının ve senin dediği üç ayrı dokunuş yer alıyor.
Bu iki roman gerçeklikle hayali, hikâye ile masalı bir arada sunan karakteriyle aynı zamanda geleceğin çok esaslı bir romancısını müjdelemektedir. Asâ Kimin Elinde -Ali Ömer Akbulut: Bu Akbulut un ilk kitabı. Belli ki ilk göz ağrısı deneme ile görünmeyi yeğlemiş okuyucu karşısında. Zaman zaman hızlanan, birden gözden kaybolan sonra normal seyir kazanan bir trafiğe sahip Akbulut un kalemi. Hep sormuşumdur, acaba yazıdan ve insandan ümidini kestiği zamana mı denk gelir Akbulut un yazması gereken zamanlarda susması Türkiye nin elektronik ilk edebiyat dergisi olan dergibi. com sitesinde hiç atlamadan okuduğum yazarlardan olmuştur o.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Asa Kimin Elinde ikinci bölüm ise Eleştiri Melektir. başlıklarından oluşuyor. Bu kitaptaki denemelere bir ad vermek gerekirse şiiri anlama ve kavrama denemeleri demek yanlış olmaz. Şair ve Deli , Dokunmayın Şiire , Kalbin Çıkarı Yücelerden Olur kitapta yer alan denemelerden bazıları. Ucunda düş olan düşünmeler Ali Ömer Akbulut a sahiden yakışıyor. Yoksulluk Şarkıları-Güven Adıgüzel: İlk baskısı 2012 de yapılmış olan Adıgüzel in adı gerçekten de güzel olan deneme kitabıdır.
Hayat dolu, sahici, numarasız, zaman zaman acı çeken denemelerden oluşuyor Yoksulluk Şarkıları . Satır araları yazarın çok sıkı bir okur olduğunu anlatıyor. Malcolm X ten Müslüm Gürses e, Çakal Carlos tan Neşet Ertaş a, İbn-i Arabi den Muhammed Ali Clay a kadar dünyanın bütün efsane yüzlerini bir araya toplayan kitapta dünyanın bütün yoksul, onurlu ve güzel insanları ortak bir şarkıyı söylüyor sanki. Kendi kendine konuşan denemelerden sıkıldınızsa sesini meydanlara adamış bu gür ve tok sesli denemeleri okuyabilirsiniz.
Tabi kalbinizdekini, biriktirdiğiniz sessizliği yere düşürmeden. Halk Adamı Naim Hoca-H.Ömer Özden: Prof. Dr. H. Ömer. Özden hemşerisi Naim Hoca hakkında uzun yıllardır tuttuğu notları kitap haline getirdi. Erzurum un yetiştirdiği, halkın bağrından çıkmış, hiç okul eğitimi almamış bu nüktedan hoca gerçekten hakkında böyle esaslı bir çalışma yapılmayı fazlasıyla hak ediyordu. Fotoğraflarla desteklenen belgesel nitelikli bu biyografik eser gerçeği ile sahtesini de birbirinden ayırmaya hizmet ediyor.
Zira Naim Hoca ya izafe edilen, fakat onunla hiçbir ilgisi olmayan halk arasında yayılmış o kadar çok rivayet var ki. Dört bölümden oluşan bu kitap Naim Hoca nın hayatı ve karakteristik özelliklerinin yanı sıra; spor, siyaset, teknoloji ve şiire olan ilgisi ve kendisi ile ilgili derlenen hatıralarından oluşuyor. Üzüm Bağında Serenat-Meryem Kılıç: Meryem Kılıç ın Merdiven şiir dizisinden çıkan ilk şiir kitabı. Kılıç aynı zamanda bir İlahiyat öğrencisi.
Şiirini ilahiyatın klişe dilinden korumayı başarmış. Telkin ya da tebliğe zorlamıyor dilini. Hiç kimseye yakın durmayan bir gündemin şiirini yazıyor. Bu yüzden kolay sıhriyet kuramıyorsunuz onun şiiriyle. Zihniniz çağrışıma geçebilmesi için özel bir çaba sarf etmesi gerekiyor. Şu dizeler bu durumun bir tür itirafı mıdır dar sulardan kıyılara ben/ bereketli bedenler taşırım uzun uzun/ sularda yırtık meyve kabuğu/ şeffaf bulanık şeffaf bulanık şeffaf/ her şey bu kadar Savaş Meydanında Başıboş Atlar-Bülent Ata: Bülent Ata ilk günden beri takip ettiğim bir şair.
Onun Eve Gitmek İstemediğim Günler kitabı hepimizin içinden geçen keyifsizliğin bir tercümesi gibidir. Geçip giden görüntünün arkasından insan nasıl bakar bakar da sonra o baktığı şeyden geriye kalan yokluk nasıl bir şiire dönüşürse Savaş Meydanında Başıboş Atlar a da öyle bakıp dururum. Bu kesintisiz bakış bir boynun uzaması gibi uzayan zamanın bize yazdığı bir mersiye haline gelir. Eve gitmek istemediğimiz zamanlar hepimizin içine tıkanan boşluk da böyle bir şeydir.
Tam dilimizin ucuna kadar gelip de aniden kaybolan bir şey vardır bu dizelerde. Belki de bu yüzden severiz bu şiirlerin şairini. Ne diyordu sözün külünü silkeleyip giderken: insan bir kader kuşu/ bir sözün kayboluşu Sevgili okur, iyisi mi ben daha fazla girmeyeyim şairle şiiri arasına, sen ve şair ve de savaş meydanlarının başıboş atları ortak bir yerde buluşun. Bizden de üzerinize söylenilmiş bir selam kalsın.