Seçim vaatlerine tav olan var mı?
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih25 Mayıs 2015
Süre3 dk okuma
Halk olarak çok büyük meziyetlerimiz var. Düşeni kaldırırız, dövüleni koruruz, mazluma kimlik sormayız. Yüz kere eşekten de düşsek yiğitliğe leke sürdürmeyiz. Yiğidi öldürsek de hakkını yemeyiz. Bu özelliklerimiz bizi dünyanın neresinde olsak hemen ele verir. Örneğin bir yerde bir adam çayı çay tabağına dökerek içiyorsa bu adam illa ki bizdendir. Tek abdestle beş vakit namaz kılmak için gün boyu kıvranıp duran birine rastlarsanız bu adama da kanınız kaynayabilir.
Siyasetçiler hitap edecekleri kitlenin nabzını çok iyi tutmaya çalışırlar. Toplumsal zaafları ve kırılganlıkları bilenler seçimlerde en az hayal kırıklığına uğrayanlardır. Seksen sonrası seçim vaatleri Türk halkının aynı zamanda ne denli vaatsever bir millet olduğunu da tescil ediyordu. Zamanın yasaklısı Demirel yeniden siyasete döndüğünde halkın bu yönüne hitap eden vaatlerde bulunmuştu. Öylesine uçuk davranmıştı ki bu vaatlerde millet içinden atma Süleyman din kardeşiz demesine rağmen bol keseden atmaya devam etmişti.
Bir ara diğer partilerin yaptıkları vaatlerin etkisini kırmak için miting meydanlarında son vaat bombasını patlatmıştı: Kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim! Demirel in Cumhurbaşkanı olmasıyla SHP-DYP koalisyonun ekonomiden sorumlu devlet bakanı olan Tansu Çiller de seçim meydanlarında sermaye gerektirmeyen vaatleri yağdırmaya devam etti. Burada halkımızın olmayacak duaya âmin demek gibi bir özelliğini daha hatırlatmakta fayda var. Çiller in iki anahtar vaadini halk inanmasa da çılgınca alkışlıyordu.
Bu vaatleri her mahalleye yüz trilyoner ve her köye traktör gibi vaatler takip etti. 3 Kasım 2002 de Cem Uzan ın mazot 1 TL olacak, işsize 350 TL maaş verilecek gibi vaatlerinden sadece miting meydanlarında toplanan halka konser eşliğinde dağıttığı döner-ayran ziyafeti gerçekleşti. 2000 li yıllar birçok şeyde olduğu gibi seçmen algısında da değişimlere zemin hazırladı. Bugünün seçmeni yukarıdan fırlatılan avuç dolusu yemlere tav olacak karakterde değil artık.
Bir siyasi partinin yaptıklarını ve de yapmadıklarını bundan sonra yapacaklarına ve yapamayacaklarına teminat sayıyor. Mesela bir parti ne kadar uçuk vaatlerde bulunuyorsa bunun anlamı, nasıl olsa halka verdiğim sözü gerçekleştirme şansım yok, mümkün olduğu kadar yüksekten atayım demektir. Ne de olsa yarın gerçekleşmeyecek bir durum karşısında halkın hesap sorma riski yoktur. Halk artık olmayacak duaya âmin dememeyi öğrenmiştir. Futbolda ofsayt ı kaldıracağım da deseniz, filanca takımı şampiyon yapacağım da deseniz, Ankara ya deniz getirme sözü de verseniz halk bunları yemiyor ve inceden inceye tiye alıyor.
Kendisi himmete muhtaç bir dede/ Nerde kaldı gayrıya himmet ede misali karşısında arz-ı endam eden partileri ölçüp biçiyor ve kendine bile mecali olmayan söylem sahiplerini dikkate almıyor. Vaatlerin hayal değeri bile önemli artık. Muhayyilenin bile geri püskürttüğü vaatler sandığa gömülüyor. Bir parti 7 Haziran seçimlerinde iktidara geldiklerinde eşcinsel evlilikleri yasalaştıracaklarını ve Alisiz Aleviliği yaygınlaştıracaklarını vaat etmiş. Toplumu tanımamanın, mezhepleri kavramamanın, insan doğasını göz ardı etmenin tipik bir örneği.
Alisiz Alevilik, yumurtasız omlet gibi bir şey. Eşcinsel evlilikler vadedenler acaba bu millete nasıl bir toplum vaat ediyorlardır Bunu da açıklamaları gerekir. Siyasiler her şeyden evvel hitap ettikleri halka birey gözüyle bakmaktan vazgeçmeliler. İnsanla muhatap olduklarının bilinciyle davranarak hareket etmelidirler. Zira birey bi-reydir. Rey (oy) kullanıncaya kadar dikkate alınan, seçim bittikten sonra dikkatten kaçırılan kişiye birey derler.
Siyasetçi vaatte bulunmaz, temsil ettiği halka karşı sorumluluklarını yerine getirir. Halkın hak ile buluşmasını temin eder. Halk olana hak ettiği şey ne ise onu hakkaniyetle verir. Halka hak üzere davranan bir siyasetçi sandıkta kaybetse de hakikatte kazanmıştır. Unutulmamalıdır ki mağlupların da zaferi vardır.