Açlığın nöbetini tutan Suriyeli çocuklara sahip çıkalım
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih20 Mayıs 2015
Süre3 dk okuma
İnsanlığımızın ve de Müslümanlığımızın sınandığı çok kritik süreçlerden geçiyoruz. Suriye deki iç savaştan kaçarak ülkemize sığınan muhacirlerin sayısı iki milyonu buldu. Kamplarda başını sokacak bir yer, sıcak bir kap yemek bulanlar şanslı. Ya bulamayanlar Onlar o kadar çok ki. Önlerinden ya başımızı eğerek geçiyoruz ya da durumları hakkında vicdanımızı rahatlatacak yorumlar yaparak. Neler demiyoruz ki: Tembel insanlar olduklarını, çalışmayı sevmediklerini mi dersiniz, aslında çok zengin olduklarını yine de dilendiklerini mi Bu yüzden çöpten ekmek ayıklayan kadın uykularımızı kaçırmıyor.
Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir hadisi vaaz malzemesi ya da sohbet konusu olduğu için onu buna karıştırmamaya çalışıyoruz. Yardım kuruluşları tepenin arkasındaki açlar için geceli gündüzlü çalışıyor. Hatta kimi zaman bu kuruluşlar arasında kıyasıya bir rekabete bile şahit oluyoruz. Bu hayırda yarış manzarası gözlerimizi yaşartıyor. Gelgelelim, burunlarının dibindeki aç ve muhtaç insanların varlığına o denli duyarlık göstermiyor bu kuruluşlar.
Belki de gösteriyorlar da biz bilmiyoruz ya da hepsine birden yetişemiyorlar. Yetimlere, açlara ve muhtaçlara kurumsal yardım tabi ki önemli. Fakat asıl olan toplumun vicdani ve İslami sorumlulukla yanında yöresindekine karşı hassasiyet göstermesidir. Ensar-Muhacir kardeşliği gibi lokmalarını bölüşmeleri, mağduriyetleri paylaşmalarıdır. Geçen yıl bir program için gittiğim Mardin de bunun güzel bir örneğine tanık olmuştum. Şehre göç var; ama sokakta dilenen hiç kimseye rastlanmıyordu.
Oturup çay içtiğimiz Mardinli bir esnafa birçok şehirde görülen Suriyeli sığınmacı dilenci manzaralarının Mardin de olmamasını merak edip sordum. Neredeyse 40 yıldır Mardin de yaşayan esnaf arkadaş bu sorunu halk olarak çözdüklerini söyledi. Şöyle ki, bütün sivil toplum örgütleri, hayır kuruluşları bir araya gelmişler sokaklarda dilenen ya da aç gezen insanları toplayıp dilenmemeleri şartıyla ne ihtiyaçları varsa karşılayacakları sözünü vermişler ve de bunu gerçekleştirmişler.
Mardin de dilenci görmek bizi incitir sözleriyle bağlıyordu sözlerini bu arkadaş. Gıpta ettim. İşte, doğunun vakarı ve ışığa kaynaklık etme sebebi bu, dedim içimden. İstanbul gibi büyük şehirlerde perişan halde sokaklarda yaşayan insanlar için imkân noktasında yapılacak çok şey vardır kuşkusuz. Belediyeler her günü Ramazan bilip bu insanlara aşevlerinde yemek verebilir. Cami cemaati hayır üzere örgütlenip tıpkı camiye her Cuma namazı çıkışı yardım eder gibi bir heyecanla muhacir kardeşlerimize gürültüsüz patırtısız yardım yapabilirler.
Herkes kendi mahallesindeki mağdur ve muhtaçlara yardım etse mesele hallolur. Çocukların dilendirilmesi hem millet hem devlet sorunudur. Bunu görmezden gelemeyiz. Esnaf arkadaşın Mardin e yakışmaz dediği şey Türkiye ye hiç yakışmaz. Yaralı leylekler için hastaneler açan, sahipsiz kedi ve köpekler için barınaklar kuran bir ecdatla her fırsatta iftihar edip böyle bir medeniyetin mensubu olmakla övünenler insan ve insan için seferberlik noktasında duyarsız kalamazlar.
Çaresiz kalma lüksleri hele hiç yoktur. Biz istersek lüks ve israf gibi şımarıklık belirtisi hadsizliklerimize son vererek yardıma ihtiyaç hisseden insanların sıkıntılarını giderebiliriz. Eğer bunu başaramıyorsak ve hâlâ sefahatle sefalet yan yana yürüyorsa bir şeylerin eksikliği ve buna mukabil bir şeylerin de fazlalığı ile ilgili bir durum var demektir. Eksik olan şey kendimiz için istediğimizi başkaları için de istemek inceliği, kardeşlik bilinci ve empati; fazla olan şey ise bencillik, mülkiyet hırsı, dünya telaşı ve de sorumluluğu başkasına havale etme alışkanlığı gibi aşırılıklardır.
Çoluk çocuğu ile soğuk sıcak demeden sokaklarda ve harabelerde aç susuz yaşama savaşı veren Suriyeli muhacir kardeşlerimizin içinde bulunduğu duruma alışıp neredeyse normal bir şey saymaya başladık gibi. Akşam yemeğinde boğazımızdan lokmalar hiç takılmadan geçiyorsa onları da kader mahkûmu listesine dâhil ettiğimizin resmidir. Diri diri toprağa gömülen çocuk hesap günü bunun hesabını soracaktır evet; ama göz göre göre aç ve açık bırakılan, kendi haline terk edilen çocuk da bunun hesabını mutlaka biz karnı tok ve sırtı peklerden soracaktır.