Kadına karşı üç tavır ve alınacak dersler
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih7 Nisan 2016
Süre2 dk okuma
Trabzon un Of ilçesinde camii kürsüsünde bilgilendirme toplantısı yapan müftülük görevlisi kadın ilçenin ileri gelenlerinden biri tarafından sen kimsin bize vaaz veriyorsun diye kürsüden indirilmiş. Daha doğrusu lambalar söndürülerek, mikrofonun sesi kısılarak, şalterler indirilmek suretiyle kadın müftülük görevlisi kürsüden inmek zorunda bırakılmış. Ben gazetelerin yalancısıyım. Meydana gelen olayı gazetede okuduğum ilk anda Karadeniz fıkrası zannetmiştim.
Meğerse yaşanmış bir olaymış. Vaki olduğunu var saydığımız olaydan alınacak ibretler ve dersler: Bir; Kadının kürsüden indirilmesi, çok kaba, çok düşüncesizce bir çıkış. İki; Kadından din öğrenilmez yargısı ne zamandan beri bu milletin ilmihal bilgileri arasına korsanca girdi Böyle bir fetva mucibince hareket edenler bir zahmet İslam Tarihi ne müracaat etsinler. Üç; Türk Edebiyatı dergisinin Nisan sayısında Kadın Sesi Helaldir başlıklı bir şiirim yayınlandı.
İkna olmayanlar bu şiiri de okuyabilirler. Ana Muhalefet Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu nun parti grubunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu için sarf ettiği sözler ülkemizde kadına şiddetin boyutlarının nerelere uzandığını gösteriyor. Eğer siyasi ihtirasımız ahlakımızın, insanlığımızın ve üslubumuzun önüne geçmişse bu halk için yönetici ve temsilci olmaktan çoktan çıkmışız demektir. Egosu, hırsı ve ihtirası tarafından yönetilen birine nasıl olur da yönetici diyebiliriz Haydi diyelim ki Kılıçdaroğlu bu ifadeyi maksadını aşacak şekilde söyledi, o vakit özür dilemesi gerekmez mi Sözün şiddeti incitene göre değil, incinene göre belirlenir.
Söylenen sözün zahirine göre hareket ettiğimizde ortaya çıkan sonuçlar: Bir; Ağzı bozuk olanın niyeti de bozuktur. İki; Kadına karşı işlenen suçlar ve yapılan haksızlık ve hakaretlerde bile ayrışıyoruz. Herkes kendi dünya görüşündeki kadınların mağduriyetiyle ilgileniyor, diğerlerini kendi sorunu addetmiyor. Üç; Siyasiler eğer bugün sokak diline kadar seviyeyi düşürmüş, söyledikleri sözün nereye gideceğini hesap etmez duruma gelmişlerse ortada kelime dağarcığı, söz söyleme becerisi ve Türkçeyi kullanma problemi var demektir.
Parlamenterler için bir an önce dil anlatım dersleri gündeme getirilmelidir. Ali Ağaoğlu, İstiklal Caddesi ndeki saldırının ardından gülerek Ortanca hanımı aldım İstiklal Caddesi ne patlamanın olduğu yere gittim. Millet fakir karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım demiş. Millet fakir karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım ifadesine kimse fazla takılmadı da ortanca hanım bahsi gündemi meşgul etti. Kapitalizm işte böyle bir şey. Paranız varsa milletin acısının üzerine böyle sırıtan güller atarsınız.
Ortanca hanım bu kimlikten hiç rahatsız olmaz. Sperm bankasını tercih edeceğine patronu Ali yi tercih etmiştir ne de olsa. Alınacak dersler: Bir; Ali Ağaoğlu nun muziplikle kamufle ettiği kibri ile en tepeden insanlara tekebbürle bakan gökdelenlerin şımarıklığı birbirine ne kadar benziyor. İki; Ağaoğlu nun bakışı tam bir ağa oğlu bakışı olmalı ki milleti külliyen fakir görüyor, elindeki karanfile kadar. Üç; Bu olay bana Ali Şeriati nin şu sözlerini hatırlattı.
Tam da meselenin açık kalan ucuna cevap niteliğinde: Kişi yoksul olunca iyilikleri bile aşağılanır. Oysa güçlü olan, altını olan kimselerin kötülükleri sanat olarak görülür, saçmalıkları önemli sözlermişçesine dinlenir, yersiz tiksindirici geğirmeleri felsefe, bilim, din olarak anlaşılır, soğuk ilgisiz şakaları bile dinleyicileri güle güle öldürür.