Parçalı lügatten günün payına düşenler
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih11 Nisan 2016
Süre2 dk okuma
EŞYALAR kullanıma müsait olabilmek için nasıl belli bir mekâna yaslanmak zorunda ise kelimeler de herkesin zihninde yerleştirdiği yerle kaim olurlar. Bütün şeyler kelimedir, ama zihnimiz onları araçsallaştırıp kullanıma elverişli hale getirir. Malum olduğu üzere eşya kelimesi şey kelimesinden neşet eden çoğul bir kelimedir ve şeyler demektir. Sözcüklerle ilişkimiz eşya ile ilişkimiz gibidir. Onları bir yerden başka bir yere yerleştirir. Bazen kırıp döker kimi zaman biriktirip yığınak yaparız.
Evimizdeki her bir eşya mutluluğa dair kurduğumuz cümleyi teşkil eden kelimelerden oluşur. İhtiyaç fazlası bir eşya, aynı zamanda cümlenin anlamını bozan ya da yoran bir sözcük kabul edilebilir. Günlük hayata düşen kelimeleri belli bir dil ve gönül tesviyesinden geçirerek mutluluğumuzu anlamlı hale getirebiliriz. Haydi, o zaman. Su: Üzerinde hiç düşünmediğimiz, düşündükçe katılaşacağını sandığımız sıvı. Abdest: Eşyaya değme şartı. Eşyadan su yoluyla arınma.
Namaz: Onun uğradığı yerlere modern zamanların sözü geçmez. Modernizmin hükmedemediği zaman mekân kardeşliği. Kısa Film: Ömrümüz ve apansız geçen hayatımız. Şiddet: Yumruklamaya duvar bulamayanların sık sık başvurduğu, hiddetin ağabeyi. Kültür ve Turizm: Biri yoksa diğerini verelim. Gençlik ve Spor: Yaşlılık ve Stop un zıttı olmalı. Talim ve Terbiye: Açlıkla, susuzlukla ve uykusuzlukla terbiye etme biçimi. Sigara: Ormanların yandığı bir dünyada tutunacak tek dal.
Cami: İçine kapanık, dışına açık. Yeni Devir: Gündüz görülen hayale sığmayan rüya. İsmail Kıllıoğlu: Felsefe bahçesine edebiyat çitleri çeken münzevi adam. Sussanız duyar. Ali Haydar Haksal: Adı samimiyet ve sorumluluğun özeti hikâyecimiz. Hikâye: Zamanın ayak izlerini hissettiğimiz okunaklı satıh. Yeryüzü nefesimizin kalbimize akseden sesi. Çocuk: Âdem (a.s) ın serçe parmağı, Havva annemizin düş gölgesi. Köy: Orada uzaklarda bıraktığımız. Yıpranmasın diye ismini semtimize taktığımız; Alibeyköy gibi Kazan: Kaldıramadığımızdan içinde haşlanmaya razı olduğumuz ömür törpüsü.
Kastamonu: Anadolu desenli gömleğin şehre inmesi. Fötr şapkanın takke ve sarıkla ile ayaküstü sohbeti. Çikolata: Huzurun yerini alsın diye uydurulan avutucu çeşni. Peki: İpek dokunuşlu en anlayışlı sözcük. Hesap sormaz, boyun eğer; yumruk yapmaz, el uzatır.