Kelimelerin seyir defterini tutan adam: Mehmet Doğan

Hüseyin Akın

Millî Gazete

25 Kasım 2015

2 dk okuma

İlk gençlik yıllarım bir nevi kaçış yıllarımdır. Üzerime doğru gelen ne varsa hepsinden kaçmak için bir sığınak aramışımdır. Okuldan kaçışlarım (biz ona okulu kırmak derdik) ile kitaplardan kaçışlarım aynı yıllara rastlar. En çok zorlandığım da bu olmuştu galiba. Kitaplardan kaçayım derken yine kitaplara yakalanmıştım. Ders kitaplarından ders dışı kitaplara kaçmıştım adeta. Pakistan, Mısır ve Cezayirli yazarların Türkçeye çevrilen kitaplarından başımı kaldırıp yerli kitaplara fırsat bulduğumda Ali Bulaç ı saymazsak ilk okuduğum kitap Mehmet Doğan ın Batılılaşma İhaneti kitabıdır.

Bu kitap bana hem okumayı sevdirmiş hem de makul seyir ve seviyede tartışmanın gerekliliğini. Yakın tarihin bize en uzak tarih olduğunu bu kitapla fark etmiştim. Mehmet Doğan ın yazdıklarında beni ilk çeken şey dili kullanma biçimiydi. Daha o zamanlar onun kelimelerden dünya oluşturabilecek denli bir ufka sahip olduğunu anlamıştım. Bir süre sonra Büyük Türkçe Sözlük le karşımıza çıktı Mehmet Doğan. Lise son sınıfta tarih öğretmenimin sözlük okuyun tavsiyesini geç de olsa bu sözlükle yerine getirmiştim.

İlk olarak yanılmıyorsam 1981 yılında basılan bu sözlük yirmiyi aşan baskı yaptı. Açıklayıcı metinlerle güncellenip genişletilen bu sözlük Mehmet Doğan ın Türk kültürüne hizmeti bakımından yüz akıdır. Mehmet Doğan ın onlarca eserini tutup burada sayacak değilim. Fakat şu kadarını da söylemeden geçmeyeyim, Doğan, konusu ve içeriği ne olursa olsun bütün yazdıklarında Türkiye nin değişim ve dönüşüm macerasının saklanan yüzünü açığa çıkarmaya çalışmıştır.

Şimdi elimde Mehmet Doğan ın en son çıkan ve kelimeleri asli vatanlarıyla buluşturmak için arkeoloji çalışması diyebileceğimiz bir yeni kitabı var: Kelimelerin Seyir Defteri . Ömrüm Ankara kitabına değinmeyi de bir başka sefere sakladım. Kelimelerin Seyir Defteri iki bölümden oluşuyor. Kitapla aynı ismi taşıyan birinci bölüm 21 yazıdan oluşurken Kamusun Namusu ismini taşıyan ikinci bölüm ise 45 yazıdan oluşmakta. İlk bölümde kamus, kanun, şehir, kılavuz, turfanda, eğitim, cadde vb. kelimeler teşrih masasına yatırılmış.

Konuşmayla komşu arasındaki ünsiyet, evren ile acun arasındaki mukarenet, şen olmanın neşelenmek dışındaki başka anlamları bu bölümde konu ediliyor. Bu meyanda yine tapelemekle tepelemek arasındaki sıhriyet arayışına giriliyor. Aynı şekilde Mehmet Doğan bir yandan yayla, yaylak ve yaylamak kelimesinin bugüne ulaşmayan pastoral tınısını nasıl bugünlere ulaştırabilirimin kaygısını güderken diğer taraftan muhayyer makamından fasıl geçip Türkçenin koparılan uzuvlarını organ/urgan bulanıklığı içerisinde yerine monte ediyor.

Kitabın ikinci bölümü dil meselesini değişik cepheleriyle ele alıyor. Dil devrimi, harf inkılabı, devlet ve millet dili, Osmanlıca öğrenmek, eğitim meselesi, sözlükler, dil kurumu, dil bayramı, Türkçeden Türkçeye tercüme, medeniyet dili, kültür kelimesinin kökeni, Anayasanın dil yarası gibi konular dün-bugün bağlamında işleniyor. Kelimelerin anlam aşınması ya da tedavülden kalkan sözcüklerin geçen zamanla beraber aldığı şekli kelimelerin seyru seferinden rahatça gözlemlemek mümkün.

Kelimeler dünden bugüne ve bugünden de yarına içerdikleri anlamları da yanlarına alarak uzun bir yolculuğa çıkarlar. Bize düşen sözcüklerin dilinin altındaki baklayı ortaya çıkarabilmektir. Her kelimenin peşine bir insan takmak yerine herkes Kelimelerin Seyir Defteri ni okuyarak kendi kişisel tarihini kavrayabilir. Bu kitap yeryüzünde kurulacak bir cümleye kendini hazırlayanlar içindir. Acele ediniz, kitap kalır belki ama hayatı yaşayabileceğimiz kelimelerimiz bitebilir.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi