Kültür ve Turizm Bakanlığı?nın adı değil, soyadı değişsin

Hüseyin Akın

Millî Gazete

24 Kasım 2015

2 dk okuma

Sevgili dostumuz Erol Erdoğan CF dergisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı nın adının Kültür ve Medeniyet Bakanlığı olarak değiştirilmesini önermiş. Yani demek istiyor ki Erol Erdoğan: Kardeşim, illa iki isimli, iki ayaklı bir bakanlık olacaksa kültüre en yakın olan bir kelimeyle izdivaç yapılsın. Kültür nere turizm nere. Erol Erdoğan ın bu teklifi aşina olduğumuz birkaç yazardan destek gördü; ama hükümet kanadından şu ana kadar teklifin ulaştığına dair bile bir ses yok.

Bütün mesele isim değişikliği ile ilgili olsa ben de bütün gücümle bu önerinin peşine düşerdim. Ama sorun zannedildiğinden çok daha derinlerde. Öncelikle kültür sacayağı yere temas ediyor mu ki, yerli bir damarı var mı ki protez bacak hükmünde olan turizm sacayağı ile uğraşılıyor Medeniyeti de iliştirdik diyelim kültür ün yanına; şıklığı, ardışıklığı ve tınısının dışında ne katkı sağlayacak bu Allah aşkına! Söz konusu olan milli ve dini değerlerse şayet başaramama noktasında solun sağdan, sağın soldan pek bir farkı olduğunu sanmıyorum.

Kem âlatla kemâlat olmuyor çünkü. Türkiye nin 2023 e kadarki turizm planı hazır olmasına rağmen, doğru düzgün ne kültür politikası ne de kültür planı var. Ciddi ciddi kültür merkezleri açmakla kültür meselesinin hallolacağı sanılıyor. Dün ile bugün arasında kültürel bir kopuş ve irtibatsızlık var. Yirmili yıllarda yazılmış bir metni günümüz Türkiye sinde okuyabilecek şunun şurası kaç kişi bulabilirsiniz Kültür boşluğu yaşadığımız için olsun da nasıl olursa olsun kabilinden, estetik ve sanattan uzak bir yaşam biçimine sahibiz.

Melekler rahatça girsin diye odamıza suret resmi asmıyoruz, fakat aynı duyarlığı güzel, bedii ve estetik olanı ikame etme noktasında göstermiyoruz. Şehir ve medeniyet kültürünün yaşadığımız çevreye yansıyan bir yanını göremiyoruz ne yazık ki. Türk-İslam Kültürü ile bağlantımız geçmişle övünüp avunmaktan ibaret. Küreselleşme dünyayı egemen güçlerin at oynattığı yer haline getirmiştir. Globalleşme denilen tasallut zevkleri, heyecanları, beğenileri, korkuları ve beklentileri eşitlemiştir.

Eğitim ve kültür alanındaki durağanlığımızla gelen kültürel istilayı neredeyse kapıda karşılıyoruz. Bugünkü şekliyle kültürel hassasiyetimizin turizm duyarlığından pek bir farkı yok. Kültür turizme hizmet edip destek sağlıyor. Peri Bacaları, Efes Harabeleri, Hasankeyf i, Göbekli Tepesi Bir yaşanmışlığı bugüne taşıyan cazibeleriyle turizme rehberlik ediyorlar. Kültür artık bir endüstridir, alınır satılır, pazarlanır bir tarafı vardır. Daha doğrusu elimizde kalan tek tarafı budur.

Diyelim ki kültürün yanına turizme yol gösterip medeniyeti de ekledik, katmerli ihmal ve duble duyarsızlığın dışında ne sağlayacaktır Adı medeniyetle başlayan janjanlı kuruluşlarımızın, teşekküllerimiz ve oluşumlarımızın salon toplantıları dışında memleketin çocukları için yaptıkları çok değil iki şey söyleyin. Siyasi erke bu konuda proje olarak sunabilecekleri ya da sundukları dişe dokunur hangi medeniyet projesi var Kültür de medeniyet de önce sivil teşebbüslerin, sivil iradenin harekete geçirilmesi ile kendini hazırlar ve toplumsal bir teklife dönüşür.

Devlet eliyle ne kültür inşa edilir ne medeniyet ihya edilir. Devletler ve hükümetler ekonomik, sosyal ve siyasi tazyiklerle halkı bunaltmayıp onlara zihinsel nefes alma ortamları hazırlayıp, imkânları sundukları zaman millet bir kültür sorunu ve bir medeniyet meselesi olduğunun ayırtına varıp uyanıklığını yaşar. Böyle bir durumda bakanlığın ismi Kültür ve Turizm bakanı olmuş, Kültür ve Kadastro bakanlığı olmuş hiç fark etmez. Asıl olan halkın bilincine astığı tabeladır.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi