Mustafa Kutlu?nun paltosu
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih19 Kasım 2015
Süre2 dk okuma
Bir zamanlar Mustafa Kutlu nun çayını içen herkes Mustafa Kutlu nun paltosundan çıktık diyordu. Kutlu nun paltosunda herhangi bir değişiklik yok. Palto aynı palto. Ne değişti ki şimdilerde herkes çıktığı paltoyu anmaz oldu. Edebiyatçılarımızda son zamanlardaki özgüven patlaması ilk önce kadirşinaslık denilen mefhumu berhava etti. Şimdi herkes kendi kıyafetine meftun, bedenine hayran ve egosunun hizmetkârı. Paltoyu inkâr eden elbette içindekini de unutur.
Paltoyu inkâr eden kendi montunu ya da yağmurluğunu kutsar. Mustafa Kutlu nun gönlü ile tanışan birinin onu unutması ya da onun yazdıklarını anlamaması mümkün değildir. Ben kendimi Mustafa ağabeyin yazdıkları kadar yazmadıklarından da müstefit olmuş biri sayıyorum. Kendini kirli piyasa ve kara siyasadan korumasını bilmiştir. Onun paltosunun altında yer bulanlar da çay içip simit yiyerek sohbetin tadına varabilenlerdir. Bu yüzden Mustafa Kutlu gibilerinin her zaman anlatacak ve yazacak hikâyesi vardır.
Teknolojinin ve modern hayatın içerisinde sesine benzer ses, bakışına aşina bakış arayan bizler her şeyi o kadar yavan yaşıyor ve ayağımıza kadar gelen hayatı öyle ıskalıyoruz ki ne anlatacak bir hikâyemiz ne de hikâyeden çıkıp gelen bir anımız var. Paltomuzdan evvel paltoyu da ısıtan insan sıcaklığını kaybettik. FETHİ GEMUHLUĞLU NU ARARKEN Kendisini görmek nasip olmadı. Ama sanki görmenin de ötesine geçerek sohbetlerinde bulunup edep ve erkân tahsil etmiş gibiyim.
Şairlerin en çok şiir ithaf ettiği şahsiyetlerdendi. Yazmayı değil sohbeti öncelemişti. Sohbeti hem muhabbet hem de konuştuğu kişiyi sahiplenme şeklinde yaşayıp yaşatırdı. İlk gençlik heyecanımıza sığmayacak denli münzevi idi Fethi Gemuhluoğlu ismi. Kafayı doğrultmayı bir türlü başaramadığımız şu eğreti dünyada durmaksızın kalbi işaret ediyordu. Aşkı saklandığı yerden çıkarabilmişsek bu biraz da Fethi ağabey sayesindedir. Anadolu deyince şimdilerde aslanların kaplanların zihinlere yığınak yaptığına bakmayın, bu toprakların ruhunu genç dimağların elinde Anadolu mayasıyla yoğurup büyük kentlere taşıyan Fethi ağabeyden başkası değildir.
Sohbeti bilmeyen sahipliği de, ashabı da, sahabeyi de bilmez elbette. Yazılı kültürün çıkmaz sokaklarında yolunu kaybetmiş, adresi cebinde şaşkınlardanız. Gençlerimize bir sürü ıvır zıvırı öğretmek için servetler harcarken her biri birer fakülte olan Fethi Gemuhluoğlu gibi şahsiyetleri nisyana terk ediyoruz. Kasap olma, cellât olma, dellal olma. Elbet bunları yapacak birileri var; ama sen olma derken işaret ettiği kalbin güzergâhını çiziyor gibidir.
Şiddet sarmalından geçtiğimiz şu günlerde bize sevgiyi ve aşkı, köylülüğe doymadığımız zamanlarda bize şehirli olmayı, herkesin birbirine sırt dönüp dostluk ve kardeşlik tanımları yaptığı bir zamanda dost ol kişidir ki öldürülmesi muhakkak ve mukarrer olan bir gecede peygamber-i ekber in yatağına yatar diyerek asıl kaynağı gösteren bu büyük gönüllü insanı yeniden tanımamız gerekiyor. Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi bu hassasiyete bağlı kalarak 20-21 Kasım günlerinde Fethi Gemuhluoğlu Dostluk Günleri düzenliyor.
Sultanahmet Kızlarağası Medresesi nde düzenlenecek etkinliklerde Gemuhluoğlu çeşitli yönleriyle anlatılıp, genç kuşakların dikkatine sunulacak. Anmak bir tür anlamak; anlamak ise kaybettiğini kendi içinde aramaktır ne de olsa. Dostun ve dostluğun kıymetini bilenlere hatırlatılır.