Kolonları Kesen Hırsız Din Dersinden Nasıl Beş Aldı?

Hüseyin Akın

Millî Gazete

2 Şubat 2015

3 dk okuma

Türkiye de dünden bugüne tartışılan müzmin iki mesele var: biri din, diğeri eğitim. İki mesele de bilen bilmeyen herkesin yüksek perdeden görüş beyan ettiği, aslında kimsenin kimseyi dinlemediği bir zemin üzerinde duruyor. Her ne kadar iki ayrı mesele gibi görünse de din ve eğitim sorunu tek başlığa irca edilebilecek niteliktedir. Yani meselenin özü din eğitimi dir. Bu iki meseleyi birbirinden ayırdığımız içindir ki bir arpa boyu mesafe kat edemedik.

Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nabi Avcı nın geçtiğimiz günlerde Antalya da Türkiye Özel Okullar Birliği nin eğitim sempozyumunda itiraf ettiği gibi Eğitim dünyası yazboz tahtası haline gelmiştir. Bakan haklı, ülkemizde okulların tahtaları bile değişiyor (akıllı tahtaya geçtik) ama yaz-boz tahtası değişmiyor. Acaba neden Zarfla uğraşmaktan mazrufa sıra gelmediği için galiba. Gençlik yıkıcı cereyanlarla savrulup gidiyor, biz hâlâ eğitim adına zevahiri kurtarmaya çalışıyoruz da ondan.

O kadar büyük laflar etmenize gerek yok, sempozyum, şûra gibi oturumları nasıl olsa yaparsınız. Öncelikle kendinizden uzaklaşmayın yeter. Mesela merhum Nurettin Topçu nun Maarif Davamız kitabını baştan sona okuyup sindirin. Bu kitap sizlere çok şeyler ilham edecektir. Diriliş mimarı üstat Sezai Karakoç un kaleme aldığı düşünceler-kavramlar ve kurumlar kitaplarında ortaya koyduğu fikirlere özellikle eğitim-öğretimle ilgili bölümlere- kulak vermeli ve hayata geçirmelisiniz.

Din ile eğitimi birbirinden ayırdığımız için çatallanan iki problemle birden karşılaşıyoruz. Bedeni ruhtan ayırmasak sadece insan sorununa dikkat kesilecektik. Ama şimdi iki meseleyle birlikte başa çıkmaya çalışıyoruz: Beden meselesi ve ruh meselesi. Problem evde kaybettiğimizi dışarıda aramamızdadır. Değişen dünya endeksli bir eğitim anlayışı geliştirmek neredeyse değişmez yaklaşım haline gelmiş. Dünya değişiyor o halde . diye başlayıp devam eden cümlelerin artık nereye çıkacağını kestirebiliyoruz.

Oysa eğitim değişen bir dünyada değişmemesi gerekenleri kalplerde sabitleme işidir. Şayet gelişen dünyadan geride kalmamak adına değişen dünyaya uyum sağlamayı düstur haline getirmişsek öğretim ile eğitim arasındaki uyuşmazlığı da sineye çekmemiz gerekir. Kem âlatla kemâlat olmayacağı kesin. Sadece ayaklarımızı örtmeyi dert edinmişsek kafamız açıkta kalacaktır elbet. Bir şeyi ikide bir bozuyor değişim adına yeniden yapmaya kalkıyorsanız sistem oluşturmakta bir sorununuz olduğu açıktır.

Antalya daki eğitim sempozyumunda Prof. Dr Üstün Dökmen in yaptığı özeleştiri tam da bu ikilemi yüzümüze vuracak cinsten. Prof. Dökmen soruyu herkesin hissesini alacağı biçimde soruyor: Ülkemde ya bilgide ya da ölçme değerlendirmede hata var. Herkesin din dersi 5 tir. Ama bunca hırsız uğursuz nereden çıkıyor Örneğin Van depreminde din ve ahlak dersinden herkes 5 aldı. Ama kolonları kesen hırsızlar da 5 aldı Sorunun cevabı gayet açık. Ülkemizdeki eğitim insan yetiştirmeye yönelik değil eleman ihtiyacını karşılayacak nitelikte.

Bilmek hiçbir zaman hakikati bulmaya ya da zihinsel olgunlaşmaya hizmet etmiyor, sadece sınavları geçmeye yarıyor. Mesele yediğimizin yaramaması gibi bir şey. Din ve ahlak dersinden tam puan alıyoruz, ama doğruluk ve dürüstlükten millet olarak sınıfta kalıyoruz. Beden eğitimi dersinden herkes pekiyi , ama gel gör ki beden eğitiminden 100 alanların çoğu göbekli. Resim dersinden herkes üst seviyede sınıf geçiyor, lakin hiç kimsenin düşünsel perspektifi vasatın üstünde değil.

Türkçe, edebiyat ve dil anlatımından aldığımız yüksek puanlar Türkçe ile derdimizi anlatmaya yetmiyor. Hülasa eğitim biçimimiz dini ve ahlaki yaşantımıza en ufak şekilde tesir etmediği gibi dini ve ahlaki yapımız eğitsel, pedagojik esasları hesaba katmıyor. Eğitim sorunumuzun özü budur. Gerisi teferruattır. Sayın Bakan Nabi Avcı nın Eğitim dünyası yazboz tahtası haline gelmiştir ifadesinin altında bu sorunun üç beş yıllık bir sorun olmadığı on yıllar öncesine ait köklü bir sorun olduğu gerçeği yatmaktadır.

Ne okul, ne öğretmen, ne öğrenci bunların hiçbiri eğitim sorununun birinci aktörleri değildir. Daha başa dönmek, köklere inmek bir eğitim felsefemiz var mı , yetiştirmek istediğimiz insan idealine dair fikrimiz nedir , Öğrenmek ne işe yarar Bütün bunları vuzuha kavuşturarak ancak diğer meselelerin üstesinden gelebiliriz.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi