Laikliği bozan şeyler ya da laiklikten nasıl çıkılır?

Hüseyin Akın

Millî Gazete

2 Mayıs 2016

2 dk okuma

LAİKLİK nedir Öyle yaşadığı halde bunun farkında olmayıp ona karşı savaş açtığını zannedenlerin can simidi edindikleri en kullanışlı kelime. Yok, aslında böyle bir şey, kimsenin laiklik falan umurunda değil. İçimizden nasıl geçiyorsa öyle yaşıyoruz. Dindarımız da böyle yaşıyor dinsizimiz de. Menfaat ve çıkar ilişkileri hiçbir zaman laiklik kabul etmez. Bu uğurda dini de kullanır dinsizliği de. Size bir şey söyleyeyim mi Şu günlerde en fazla laikliğe karşı olduğunu söyleyenlerin işine yarıyor laiklik.

Keselerine dokununca dünya ile ahretin arasını açıveriyorlar. Tam birbirlerinin gırtlağına yapışacakken iki dindarın arasına giriyor laiklik. Dolayısıyla dinlerini mahvetmelerine de mani oluyor. Laikliğin doğru düzgün tanımının yapılmadığı doğru. Tanımları bire indirgememek için laikliği de zamana, mekâna ve kişiye göre tanımlamaya çalışmışız. Ne de olsa tanım tanımlayanındır. Tanımlayana göre şekil alıp pozisyon değiştirir. Laikliğin tanımı yapılmamış da sanki dinin dolaşıma uygun bir tanımı yapılmış mıdır ki Herkes kendine göre bir din tanımına sahip olduğu için vahdet ve ittihat gibi sözcükler neredeyse lügatlerimizden firar etti.

Mezhepler ve meşrepler dinin üzerinde bir tahakküme sahiptir bugün. Tanımlanmamış bir laiklik tanımlanmamış bir din ile yetki kavgası yapıyor. Doğru bir tanım yapılırsa şayet İslam dininin laiklikle kökü derinlere inen bir kavgası yoktur. Bu kavga Hıristiyanlıkla laiklik arasında söz konusu olabilir. Zira laiklik kelime anlamı itibariyle ruhban olmayan demektir. İslam dininde ruhbanlık olmadığı gibi ruhbanlıkla da mücadele eden bir dindir. Bugün ruhbanlaştırılmış bir İslam laikliğin, laiklik de İslam ın karşısına dikilmiştir.

Bilim-din çatışmasının muhatabı İslam değil dogmatik Hıristiyanlıktır. Bu kavganın faturası İslam a kesilip, enkazı Müslümanlara yıkılmaktadır. En klasik haliyle laiklik Din işleriyle devlet işlerinin birbirinden ayrılması dır. Fıkıh bilinç ve otoritesinden yoksun bir toplumun Anayasaya dini bir hüviyet kazandırması ne derece mümkündür Aynı itikat kaldırımına müşterek adım atmaktan bile içtinap eden kişilerin böylesine bir hayat tanzimini kâğıt üzerine yapmaları, yapsalar bile hayat içerisinde uyum ve ahenkle yaşayabilmeleri ihtimal dâhilinde gözükmüyor.

Size bir şey daha söyleyeyim isterseniz. Laikliğe ihtiyaç duysun diye İslam dini öylesine ruhbanlaştırılmış, günah bağışlayıcılar, cennet parselleyiciler ve aforoz kurumları etrafı kuşatmış bu Laiklik denilen mefhum her dönem baş meselemiz olmaktan kurtulamıyor. Tam unuttuk derken tavan arasına sıkıştığı yerden çıkıp geliyor. Bu hayat böyledir işte, kimileri Laikliğin la sı ile direnir hayata kimileri kelime-i tevhidin- la ilahe nin la sı ile direnir dünyaya ve yaşamaya.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2016 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi