Nedir şu sizin medeniyet deyip durduğunuz şey?
YazarHüseyin Akın
KaynakMillî Gazete
Tarih18 Mayıs 2017
Süre2 dk okuma
Ne insana yakınız ne medeniyete. İkide bir durup durup ‘insan’, durup durup ‘medeniyet’ dediğimize bakmayın. İnsan ve insanlık çoktan literatürümüzden uzaklaşıp gitti. Hümanizme gösterdiğimiz tepki insana olan bakışımız, insanlığa olan hürmetimizi de alıp götürdü. Müslümanlığımız insan olmanın çok uzağına düşüyor şimdilerde. Medeniyet insanı tanımak ve insanlığı kurmakla başlar. Her bir şeyi insanı göz önünde bulundurarak inşa etmenin adıdır medeniyet.
İnsan olmayı başaramamış olanların Müslüman olmayı başarmaları ne mümkün! Vicdan, insaf, izan ve merhamet bir araya geldiğinde insan vücut bulur. Bugün bu hasletlerin semtinden bile geçmemiş o kadar çok Müslüman var ki insan ne diyeceğini, nasıl tanım yapacağını şaşırıyor. Sanki Müslümanlık insanın fıtrat ve hilkatinden uzaklaşmış, yalıtılmış hali imiş gibi ‘insan üstü bir sorumluluğu’ İslam olarak niteleyiveriyoruz. İnsan oluşunuz fıtri olanla rabıtanızın sağlamlığına bağlıdır.
Bir medeniyete ait oluşunuz da dünya görüşünüzün, inanç sisteminizin ve hayat düsturlarınızın yaşantı haline gelmesi ile mümkündür. Kültürünüz kağıt üzerinde ya da zihin sathında kalmış ve yaşam safhasında hayat bulmamışsa medeniyetten bahsetmeniz sadece bir nostalji ya da öykünme olabilir. Düğününüzü nasıl yapmanız gerektiği konusunda hazır yaşam normlarına sahip misiniz? Bir inanmış insan olarak şayet cenazenizi nasıl kaldıracağınız, düğününüzü nasıl yapacağınız ya da eğlenerek nasıl vakit geçireceğinizin somut örnekliği yoksa medeniyetten dem vurmanızın da pratikte bir karşılığı yoktur.
İnsanı en iyi tanıyan onu yaratanı en iyi bilen ve kavrayandır. Yaratıcıyı derinden kavradıkça insanı da görünmeyen boyutlarıyla birlikte tanımış oluruz. Dünya hayatını ödev ve sorumluluklar noktasına indirgemek eşyanın künhüne ulaşmaya manidir. Ödev ve sorumluluklardan fazla bir şeydir dünya; ona verdiklerimiz kadar ondan aldıklarımız da vardır. İnsan oluşumuz tamamlar evreni. İnsan hayatın anlamını tamamlamakla kalmaz, ona ayrıca bir anlam katar.
İnsanın dünyaya kattığı soyut ve somut anlamlar bütününe medeniyet diyoruz. Köprüyü ayı diyerek mi yoksa dayı diyerek mi geçeceğiniz, dünyayı boyarken hangi rengi seçeceğiniz hep bir medeniyet sorunudur. İnsan medeniyete, medeniyet insanı yoğrulmuş hakikate götürür. Bugün medeniyet sakızı çiğneyenler, açlıklarını bu şekilde gidermektedirler. Ağızlarından düşürmedikleri şey dillerinden başka bir şey de değil. İnsanı ıskalayarak insanın ulaşabileceği hiçbir yer yok; ne medeniyet ne hakikat ne de marifet.
Nefis tebdil-i kıyafet ederek aramızda dolaşıyor. Kimi zaman takke giyiyor başına, Fethullah Gülen olup çıkıyor, kimi zaman sakal bırakıp kardinal papazı şeklinde arzı endam ediyor. Çeşitli paye ve unvanlarla tamtakır şahsiyetini hurdalık haline dönüştürüyor. Müslüman olmayı değil İslamcılığı tercih ederek gökyüzünde yolculuk etmek yerine, nefsinin serdiği kırmızı halılardan yürümekte bir beis görmüyor. İnsan aradan çekilince iskelet kalıyor geriye.
O iskelete ceket giydirmek sanıyor Müslüman olmayı. Bir de kalkıp buna medeniyet demesi yok mu!