ŞİİRİN VE ŞUURUN İPEK SESİ: KOSOVA

Hüseyin Akın

Millî Gazete

24 Mayıs 2016

3 dk okuma

Kosovan İpek te gerçekleşen şiir şöleninden yeni döndük. Kosova ecdat yadigârı bir ülke. Bağımsızlık için çok acı çekmiş, çok insanını şehit vermiş. Hâlâ birçok ülke Kosova nın devletliğini tanımıyor. İpek yaklaşık yüz bin nüfuslu bir şehir. Bakmayın şehir denildiğine, daha çok kasaba görüntüsü var. Yakın tarihteki Sırp saldırılarından en fazla zarar görmüş bir kent. Osmanlı bakiyesi olduğunu hiç saklamıyor. Belki bu gerçeği ortaya koyacak çok fazla eser gösterilemez, ama İpek halkı Kosovalısı ve Arnavut u ile bu mirası dili, dini ve gelenekleri ile en iyi şekilde korumayı bilmiş.

Davetlisi olarak gittiğimiz Yunus Emre Enstitüsü bu mirası koruyup Kosova halkının hafızasını tazelemesi için azami gayret sarf ediyor. Bunu burada çok yakından görme imkânı bulduk. Mehmet Akif in şuuru sanki İpek i çepçevre kuşatmış. TİKA sayesinde Akif in babasının köyü olarak bilinen Şuşisa da şairimize dair ne varsa her biri ortaya çıkarılmış, onarılmış ve yenilenmiştir. Bu caminin Mehmet Akif in dedesi tarafından yaptırıldığını ve oğlu Tahir efendiyi bu camiye imam olsun için İstanbul a gönderdiğini biliyoruz.

Daha üç-dört seneye kadar yıkık ve harap olan camiyi bu gidişimde onarılmış -adeta yeniden yapılmış- biçimde gördüğümde çok sevindim. TİKA nın özellikle yurtdışında bu tür hizmetleri her milletten insan tarafından gayet iyi bilinip takdir ediliyor. Suşisa köyüne gittiğimizde bizim geleceğimizi haber alan Akif in hayattaki en yakın akrabalarından Adem Mulay ın bizi hasta yatağından kalkıp karşılaması unutulacak gibi değildi. Adem Mulay ın karısının bizim geldiğimizi duyunca iki büklüm halde kapının önündeki ayakkabılarımızı düzenlemeye çalışması ise hiç de yabancı bir yere gelmediğimizin kanıtı gibiydi.

Akif in yurdumun üstünde tüten en son ocak dizesinde ifade ettiği ocağı tüttüren son akrabalarının dualarını alarak köyden ayrıldık. Giderken yeni yaptırılan Mehmet Akif Ersoy çeşmesinden kana kana su içmeyi ihmal etmeksizin şiir programının ikinci ayağının yapılacağı sanat atölyesine geldik. Şair Ahmet Murat ile birlikte Türkiye yi temsilen şiirler okuyup Türkiye mesajını verdik. Türkiye kelimesi Kosova için çok anlamlı ve akraba bir kelime. Tek kelimeyle ümidin kendisi.

Aynı şeyi Priştine ve Prizren de görmek mümkün. Ünlü Arnavut romancı İsmail Kadere nin İpek Belediyesi nin onur konuğu olarak yer aldığı program İpek meydanındaki şiir okumaları ve halk oyunları gösterisiyle sona erdi. Ayağımın tozuyla yeni döndüğüm Kosova dan aklımda kalanlar: * Kosova ışığın batıdan da geldiğinin işaretidir. * Huzurlu ve farklılıklarla birlikte yaşayabilme kalitesi gösteren bir ülkedir. * Sanat ve edebiyat burada daha az muhatap sorunu çekiyor.

Daha çok birlik ve dirliğe hizmet ediyor. * Yunus Emre Enstitüsü adını emanet aldığı bizim Yunus un sevi sözcüğünü çok iyi idrak etmiş durumda. * Türkçe nin gençler arasında bu denli ilgi görmesi şaşırtmadı, sevindirdi. * Yunus Emre Enstitüsü Kosova genel sorumlu müdürü Dr. Mehmet Ülker ve Yunus Emre Enstitüsü İpek yönetici ve eğiticisi Erdem Hamaratlı birlikte, koordineli ve uyumlu çalışınca neler yapılabileceğinin örneğini veriyorlar. * Avrupalı İslam algısı Balkanlarda daha sağlam ve daha oturaklı. * Bir kasaba büyüklüğündeki İpek te kültür, sanat, edebiyat, tiyatro, sinema, folklor ve mutfak kültürü de dahil ancak köklü bir medeniyeti omuzlanmış toplumlara mahsus bir birikim mevcut. * Yaralarını sarmış bir Kosova dan bahsetmek mümkün. * Genç kuşaklar Amerika nın oltasına takılmama mücadelesi veriyor; camilerin vakit namazları dâhil genç ve kalabalık bir cemaate sahip olması bu kararlılığın göstergesi olmalı. * Prizren e, Priştine ye ve İpek e daha çok gitmeli.

Bu şehirler daha sıkı ve daha derinden okunmalı.

Kaynak: milligazete.com.tr →

2016 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi