Sordum Sarıçiçeğe: Müminler Kardeş Midir?

Hüseyin Akın

Millî Gazete

11 Şubat 2015

2 dk okuma

Farkında mısınız, bir araya gelerek parçalanıyoruz. Bir bütünden kopup dilimler haline gelmenin derdindeyiz. Çoğulu olmayan kelimelerin tılsımı bozuldu. Önce bir i sonra birlik i ihlal ettik. Cemaat müşterek bir gövdeye dönüşmenin adıydı, başı gövdeden ayırdık. Bunu daha güçlü ve daha çok olmak adına yaptık. Şimdi her yerde irili ufaklı iktidarlar var. Herkes bulunduğu yerde beraberindekilere karşı kendi çapında iktidar olmak istiyor. İktidar olmak ayakta kalmak, varlığını etkin bir şekilde sürdürebilmek için bir çeşit var olma biçimi.

Dernekler, vakıflar, lokaller, ortamlar, gruplar hatta evlilikler bile artık iktidar kavgalarına sahne oluyor. Eskiden insanların dilinden düşürmedikleri devrim diye bir şey vardı. Devrim bile evrim geçirdi. Şimdi onun yerini iktidar olma hülyası aldı. Bu hülya o kadar hayatımızı kuşatmış ki kimsenin gözü kimseyi görmüyor. Sen haksızsın a karşı ben haklıyım iktidarını mı dersiniz, yoksa sen sondasın a karşı ben öndeyim iktidarını mı Çokluk, zenginlik, etki alanı, yetki gücü, imkânlar dünyası, siyasi çevre, medya gücü, okur sayısı, dinleyici sayısı, kandırma kuvveti, mistik referans bu iktidar öbeklerinden sadece birkaç tanesi.

Edward Said iktidarı ötekinin görünür görünmez türlü biçimlerde ortadan kaldırılması diye tanımlar. Bu tanımda sümen altı yaptığımız, çekmecelerde, kilitli çelik kasalarda sakladığımız gizli niyetimiz vardır aynı zamanda. Bugün Müslüman camianın iktidar öbekleri içerisinde birbirine karşı geliştirdiği refleks tam da böyle bir şeydir. Kendinden olanı ötekileştirmek ve ötekileştirdiklerine sükût suikastı yapıp yok etmek. Çünkü Edward Said in de dediği gibi iktidara gelme ve iktidarını sürdürme yolu kişi ya da kişilerin etraflarındaki benzerlerini yok etmesiyle mümkündür.

Cemaatler ne zaman iktidar hevesi taşımaya başlamışlar, o zaman müşterek menfaat ülküsü etrafında birleşerek kardeş bildikleriyle aralarına bir mesafe koymuşlardır. Cemaat adıyla ortaya çıkan yapıları birbirinden ayıran temel noktaların neler olduğunu hiç düşünüp sorguladınız mı Ben çok düşündüm ve çok sorguladım; inanın dişe dokunur bir ayrılık noktası bulamadım. Ne ahkâmda bir farklı yorum ne itikatta ayrı düşme hiçbir ciddi sebep yok. Geriye ayrılış noktası olarak küçük iktidar hesapları kaldı.

Herkes oturduğu köşeye kendi meşrebini yansıtan bir tabela asıyor. Her tabela aslında aramıza giren bir şeydir. Fitne olmasına hiç gerek yok. Önce ayrılış için gerekli olan malzeme yani tabela hazırlanır, ondan sonra ayrılmaya gerekçe olacak tabelayı haklı çıkaracak fitne ihdas edilir. Hepiniz birden Allah ın ipine sımsıkı sarılın (Ali İmran 103) ayetine gelince, parçalanmamaya dayalı bu ilahi ikaz ne yazık ki bütünlüğünü kaybetmiş insanların üstlerine alındıkları bir duruma dönüşmemiştir.

Özeleştiri yapmaktan kendini müstağni gören cemaatler hızlı bir şekilde kendilerini merkez edinmek suretiyle dünyevileşmektedirler. Bir cemaat ya da tarikat yapısının dünyevileşmesi demek görünür manevi suret, siluet ve ahengini değiştirmesi değildir sadece. Daha da önemlisi niyet, davranış ve reflekslerinin tüccar, siyasetçi ve piyasa insanı refleksleriyle aynileşmesi; dili ile elinin, eli ile gönlünün ayrı tellerden çalması ve en vahimi de kendine yabancılaştığı halde içinde bulunduğu durumu kendisi ve özü zannetmesidir.

Fırkalaşmayı cemaat olmak zannedenlere son sözümüz şudur: Şer bir araya geliyor, küfür cem oluyor, yalancılar ittifak kuruyor, peki ya siz birbirinize selamı sabahı bile çok görecek denli hakikat denilen o mutlak bütünden ayrılarak acaba hangi derde deva, hangi yaraya merhem oluyorsunuz

Kaynak: milligazete.com.tr →

2015 yazılarının tamamı

Bütün yazı arşivi