KURBAN ÜZERİNE
GörüşmeciYılmaz Yılmaz
Kaynakdünyabizim.com, 19.11.2010
Yıl2010
Sayfa173–174
Yılmaz Yılmaz: Kurbanın sizdeki karşılığı nedir?
Hüseyin Akın: Kurbanın bendeki karşılığı kelimenin menşeine uygun olarak çok yönlü bir yakınlaşmadır. Kendi gurbetimizde yaşıyoruz, kurbanla münzevi bir hâlet-i ruhiyeye girdiğimiz gibi ölüme, ölüm ve dirimin sahibine yakınlaşmış oluyoruz. Bu yakınlaşma da insanı teslimiyete davet ediyor. En yakın “bir”liğe teslim oluyor insan.
Yılmaz Yılmaz: Kurbanda şairler, yazarlar ne yapar?
Hüseyin Akın: Kurbanda şairler kime yakınlık duyuyorlarsa -kime kurban olmuşlarsa- onun izini sürerler herhalde. Ben Kurbanda Sezai Karakoç’un “Masal” şiirinde değişmemek için kendini toprağa gömen Doğu’nun yedinci oğlunu düşünürüm hep. Bir milletin “kendi” kalabilmesi için de Kurbandan alabileceği çok şeyler olduğuna inanırım. Kan gördüğünde hiçbir şey yapamayan bir insanım ben. Kana inanırım. Bu medeniyetin temelinde de Kurban kanı vardır çünkü. Medeniyet üzerinde düşünmek için düşünmek, düşünmek için de her şeyi bir süreliğine bir kenara bırakmak gerekiyor.
Yılmaz Yılmaz: Hazreti İbrahim (as) olmak mı zor Hazreti İsmail mi (as)?
Hüseyin Akın: İbrahim ve İsmail olmak zaten bir sarp yokuşu tırmanmanın adıdır. Hiç İbrahim olamadım, ama sanırım İbrahim olmak daha zordur. Ne de olsa iki misli teslimiyet gerekir bunun için. Bir yanda İsmail’inden olmak, diğer taraftan bunu kendi ellerinle icra etmek… Çok büyük bir teslimiyet sınavı…