YAŞADIĞIM ŞEHİR
GörüşmeciFikri Özçelikçi
Kaynakdünyabizim.com, 16.04.2011
Yıl2011
Sayfa194–195
Fikri Özçelikçi: Yaşanılan şehrin kişiyi etkileyip biçimlendirdiği öteden beri söylenir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bir şehrin sosyal, kültürel, tarihî dokusu bir şairin duyarlılığını, şairin bizzat kendisini ve şairin şiirle ilişkisini etkileyebilir mi? Etkilerse eğer, bu nasıl bir etkileme olur?
Hüseyin Akın: Şair bir şiire bir şehre girer gibi girer. Hacı Bayram Veli’nin dizelerinde geçen “şar” kelimesini “şiir” diye de okuyabilirsiniz. Ne diyordu bir hatırlayalım:
Fikri Özçelikçi: Nâgehan ol şara vardım Ol şarı yapılır gördüm Ben dahi bile yapıldım Taş ve toprak arasında
Hüseyin Akın: İnsan şiire de böyle şehre varır gibi nâgehan -ansızın- varır. Şehirle nasıl hemhal olursa şiirle de öyle hemdem olur şair. Bu bir tür kendinden geçme hâli, bir esrime durumudur. Esridikten sonra şehir mi şairin içinde yoksa şair mi şehrin ayırt edilmez olur. Yaşanılan şehir insanı etkilemez demek, büyük konuşmaktır. Ne dediğini bilmezliktir. Zamanla şehrin şeklini, kalıbını alıp psikolojisine bürünüyor insan. Edip Cansever’in dediği gibi: “İnsan yaşadığı şehre benzer / O şehrin havasına, suyuna...” İlk gençlik yıllarımda yaşadığım şehirle (İstanbul) aramdaki etkileşimi art arda yazdığım şiirlerle ifade etmiştim. (“Ayağımda Kırk Numara İstanbul”, “İstanbul’u Gözlerimde Taşıyorum”, “İstanbul Benim Kadar”, “Ne Güzel İstanbul”) Şairin şiirsel hafızası ve dilinin yaslandığı mekân, yaşadığı şehirdir. Şiirin hayatı ancak şehir hayatıyla gelişip nefes alabilir. Taşra hem şehrin, hem de şiirin kolektif dışıdır. Söz konusu olan İstanbul’sa şayet bu büsbütün böyledir. İstanbul’dan dışarı çıktığımda şiir yazma gerekçelerimi kaybediyorum sanki. Kaos ve karmaşanın şiiri besleyip büyüten bir tarafı var. Taşraya indiğinizde -ki taşra çıkılan değil inilen bir yerdir- Âdem’in yasak ağaçtan yemeden önceki haline -o anlamsız sessizlik hâline- dönüyor gibi oluyorsunuz. Kelimelerinizi kaybediyorsunuz birden. Allah’ın Âdem’e bidayette öğrettiği isimler şehrin hafızasındadır köylerin ya da yaban yerlerin değil. İstanbul’da yaşayan bir şair bu genişlik ve karmaşaya denk düşen bir şiirin izini sürecek ve kendisinden de bu sudur edecektir. Keza aynı şey diğer şehirlerde yaşayan şairlerin mekânsal kaderi için de pekâlâ geçerlidir.