ÖMRÜMÜN KISA GÜNLERİNİ YAZMAYA ÇALIŞTIM

Öykü Kay

Lâl, sayı 1, Mayıs 2012

2012

245–248

Öykü Kay: Neden şiir, ne zamandır şiir?

Hüseyin Akın: Başka çarem yoktu. Konuşmalıydım. Kullandığım bu dil -kafa dilibana yetmiyordu. Sustuklarımı dile getirmem lâzımdı. Bunun için en iyi enstrümanın şiir olduğunu gördüm. Daha doğrusu şiir bu hakikati kalbime fısıldadı. O gün bugündür şiir yazıyorum. Geriye dönüp baktığımda şiirle uğraşmadığım bir zaman dilimine rastlayamıyorum ömrü hayatımda. Ben beni bildim bileli şiir yazıyorum diyebilirim.

Öykü Kay: Şiirin yerine başka bir sanat koysaydınız bu ne olurdu?

Hüseyin Akın: Şiirin yerinin doldurulamaz olduğunu biliyorum. Bu yüzden onun yerine başka bir sanatı düşünmek çok zor. Bütün sanat dalları yanlarına şiiri almak isterler. Sözgelimi resim, müzik, hikâye ve fotoğraf ancak şiirsel esintiyle kuvvet kazanırlar. Ama illa da şiirin yerine bir sanatı yerleştirmem gerekirse fotoğraf derim. Ne de olsa fotoğraf bir an üzere mekânı ve bir mekân üzere ânı kavramaktır. Şiirin de insana bahşettiği şey aşağı yukarı budur.

Öykü Kay: Bitirmeniz gereken şiirleriniz var mı? Yoksa her şiiriniz bitti mi?

Hüseyin Akın: Hiçbir şiir yeterince bitmez. Bitti diyerek nokta koyduğumuz şiirler başka bir şiirde varlıklarını sürdürürler. Aslında her yazılan şiir hayat maceramızı anlatacak bütüncül o tek şiire kavuşmak içindir. Şair ömrü boyunca hep o tek şiirin peşindedir. İçimde uyuyan daha bir sürü şiir olduğunu söyleyebilirim.

Öykü Kay: Her şeyi söylemiş bulundunuz mu? Bir şair her şeyi söylerse ne olur?

Hüseyin Akın: İsmet Özel’in kırk yaşında söylediği “her şeyi gördüm içim rahat” dizesini ben aynı yaşta “her şeyi söyledim içim rahat” şeklinde söylemeyi çok isterdim. Fakat söyledikçe söyleyeceğim şeylerin sayısı ve yoğunluğu daha bir artıyor.

Öykü Kay: Bir şair, ne zaman tükenir?

Hüseyin Akın: Bir şair tekrara düştüğü zaman, coşkuyu yitirdiği, şiir yazmasının asli sebebini kaybettiği vakit tükenir. Sözün de bir gücü olduğuna göre kuvveti ve kudreti olmayan şiirle birlikte şair de yok olup gider.

Öykü Kay: Doksanlardan bugüne şiir zenginleşiyor mu, çoraklaşıyor mu?

Hüseyin Akın: Doksanlı yıllara göre bugün Türk şiiri belirgin bir gelişme içindedir. Her on yılda bir şiirimiz yeni bir devinim kazanmakta. Çıkan şiir yıllıklarına baktığımızda yaşayan şiiri sürükleyen şairlerin yirmili yaş şairleri olduğu görülmektedir.

Öykü Kay: Bu dönemde beğendiğiniz genç şairler var mı?

Hüseyin Akın: Elbette. Gonca Özmen, Alper Gencer, Ahmet Edip Başaran, Furkan Çalışkan, Mustafa Akar, Muzaffer Serkan Aydın, Emel Özkan, İbrahim Gökburun bu şairlerden sadece bir kaçıdır.

Öykü Kay: Şiire ilk başladığınızda beğenme ölçütleriniz nelerdi ve en beğendiğiniz şair kimdi?

Hüseyin Akın: Beğenme ölçütlerim: Yazmak isteyip de yazamadığım şeyleri yazan şairler, içimdeki ritme uygun olan şiirler ve ortak dertlerimizin olduğu edebiyatçılardır. En beğendiğim şair İsmet Özeldi.

Öykü Kay: Haydar Ergülen’e yazdığınız bir şiirin hikâyesi var mı?

Hüseyin Akın: Evet, son kitabımda yer alan “Eksik Şiir” Haydar Ergülen’e ithafen yazılmıştır. Geçen sene Nişantaşı Şiir Günleri’nde konuğumuz olan Ergülen’le öğrencilerimiz program sonrası okulumuzun bahçesinde öğrencilerle gece geç saatlere kadar sohbet etmişlerdi. Gece bir akrabamın düğünü olduğu için erken ayrılmak durumundaydım. Etrafında onlarca öğrenciyle koyu sohbete dalmış olan Haydar Ergülen’in yanına gidip “Haydar abi, benim bir düğüne yetişmem lâzım” demiştim sadece. Haydar abinin gözleri parladı. Meğerse ben farkında olmadan şiir söylemişim. Haydar Ergülen “Hüseyinciğim, sen şu an bir şiirin ilk dizesini söylediğinin farkında mısın?” diyerek beni havaya sokmuştu. Bu dizeyi sürdürmemi tavsiye etti. Ben de belli bir zaman sonra bu dizeden yola çıkarak “Eksik Şiir”i yazdım.

Öykü Kay: Şiir dışında ne var ne yok arka bahçenizde?

Hüseyin Akın: Şiir dışında hikâyeler ve denemeler yazıyorum. Ama onlar sadece şiirimin atık malzemeleridir.

Öykü Kay: Hem ilahiyatçı, hem de öğretmen olmak sizde bir kutsiyet hissi yaratıyor mu?

Hüseyin Akın: Hayır, asla! İnsan ancak şairlikte ve şiirde kutsiyet hissini tadabilir.

Öykü Kay: Bu düzen çatışma çıkartıyor mu? Çıkartıyorsa şiirinizi besliyor mu, olumsuz bir etki mi yaratıyor?

Hüseyin Akın: Kişisel hayatıma dair şeyler değil, ancak evrensel boyuttaki hâdiseler bende çatışma yaratabilir. Şiir yazarken öğretmenliğim ve ilahiyatçılığım bir yana, neredeyse kendimi bile unutuyorum.

Öykü Kay: Hüseyin Akın’ın hayatında öğretmenlik nedir?

Hüseyin Akın: Öğrenciliğin gelişmiş, ilerlemiş şeklidir öğretmenlik benim nezdimde. Öğreterek öğrenmenin en verimli şekli belki de.

Öykü Kay: Evdeki Hüseyin Akın ile öğretmen Hüseyin Akın ve şair Hüseyin Akın arasında fark var mı?

Hüseyin Akın: Evdeki Hüseyin Akın şair Hüseyin Akın’ın kelime atölyesindeki çalışır hâlidir. Okuldaki öğretmen Hüseyin Akın ise şair Hüseyin Akın’ın teneffüse çıkmış hâlidir.

Öykü Kay: Ömrün kısalığı ve uzunluğu size neyi ya da kimleri hatırlatıyor?

Hüseyin Akın: Ömrün kısalığı hayata nasıl davranmamız gerektiği konusunda tavrımızı belirleyen önemli bir gerçektir. Ömrü uzatmak dünyaya iz bırakmakla mümkündür. İyilik ve doğruluğu güzellikle yoğurarak sanata dönüştürürsek fanilikle baş edebiliriz. Beşinci şiir kitabıma bu espriye karşılık gelsin diye Ömrümün Kısa Günü adını verdim. Gerçekte insan ömrü kısa vakit aralıklarından ibaret bir gün kadardır.

Öykü Kay: Ömrünüzün en kısa ve en uzun günleri hangileridir?

Hüseyin Akın: Ömrümün en kısa günleri; en telaşlı, meşguliyetimin en fazla olduğu olgunluk yaş dönemleridir. Ömrümün en uzun günleri ise galiba çocukluk günlerimdi. İnsanın en zengin ve en güvenilir arşivi çocukluktur.

Öykü Kay: Teşekkür ederim hocam, hoşça kalın.

Bütün söyleşiler