YAZMAK ÂNI TUTANAKLARA GEÇMEKTİR

Hüseyin Çelik

Fatih İmam Hatip Ortaokulu Düş ve Dua Dergisi, sayı 1, Haziran 2014

2014

253–256

Hüseyin Çelik: Değerli Hüseyin Ağabey hem söyleşi isteğimizi geri çevirmediğiniz, hem de yönetim kurulu üyesi olduğunuz Türkiye Yazarlar Birliğinde bizleri misafir ettiğiniz için teşekkür ederiz. Şiir serüveninize ne zaman ve nasıl başladınız?

Hüseyin Akın: Şiire kendimi fark ettiğim ilk anda başladım. Aslında şiire başlamam kendimi de fark etmemi sağladı. Şiir ergenlik çağımı başlattı. Sanırım ilkokul 5. sınıftı. Her şeyi başka türlü görüyor, emsallerime göre her şeyi daha bir yadırgıyordum. Sonra bunun şiir sancısı olduğunu anladım.

Hüseyin Çelik: Yazmak ve okumak arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

Hüseyin Akın: Yazmadan okunmaz, okunmadan yazılmaz. Ben okumaya yazarak başladım. Orta okuldan beri kitap okurken bir taraftan da okuduğum satırlarla ilgili kimi zaman kitapların köşelerine kimi zamanda özel tuttuğum defterlere önemli bulduğum noktaları not alırım. Hiçbir şey yazmadığım zamanlarda bile çarpıcı satırların altını çizerim. Bu aktif okuma biçimidir. İnsana çok şeyler öğretir. Okuduğunuz kitapları unutmamanızı sağlar. Okuyup yazma terbiyesi beni ne sadece okur ne de sadece yazar yaptı. İkisini birden yaşadım: Okur - yazar oldum! Okumak yazmanın gerekliliğini fısıldarken yazmak okumanın ne denli şart olduğunu haykırır.

Hüseyin Çelik: Benzer bir soruyla devam edersek, insan niçin yazar? Yazmak sadece okumanın neticesi olmasa gerek.

Hüseyin Akın: Yazmak insanın kendini daha derinlikli olarak ifade edebilme ihtiyacından doğar. Yaşanan ânın uçup gitmesine karşı o anları tutanaklara geçmektir. Ne de olsa, söz uçar yazı kalır. Yazgıyı dillendirmektir yazmak. Ölümsüzlük arayışıdır. Öldükten sonra yaşadıklarınızla yaşayamazsınız. Yazdıklarınızla yaşama imkânınız vardır. Herkes ve her şey ölür; ama şair Baki’nin dediği gibi “Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş”.

Hüseyin Çelik: Şiir ya da öykü ya da herhangi bir türde yazıları olan öğrencilerimiz var, çok da umutluyuz onlardan, edebi bir metnin yazılma süresi nasıldır?

Hüseyin Akın: Edebi bir metin yazarken zaman durur. Tam bir konsantrasyon yaşarsınız. Onun için bir yazı şu kadar süre alır bu kadar zamanı kapsar diye bir şey söylenemez. İçinizdekinin dışarıya sızmasına bağlı bir durumdur bu. Sözgelimi saat tutarak şiir yazılmaz. Ancak insan kafada yazılmış kalpte oluşmuş bir şiiri belli bir vakitte düzenleyip temize geçebilir. Şiir ve öykü yazanların en dikkat etmeleri gereken zaman süresi: Sabır sürecidir. Sabır ise dibini göremediğimiz bir derinlikli zamandır. 30 yıldır şiir yazan bir şairin bugün yazdığı şiir beş saate bitirdiği şiir gibi görünse de 30 yıl beş saat gibi bir birikim ve tecrübeyi kapsar.

Hüseyin Çelik: Çocukken okuduğunuz kitapları hatırlıyor musunuz? En sevdikleriniz hangileriydi?

Hüseyin Akın: Çocukken okuduğum kitaplar arasında Teksas, Tommiks, Zagor, Mister No, Mandrake gibi çizgi romanlarını saymazsak en çok etkilendiğim kitaplar Kemalettin Tuğcu’nun bizi o yaşlarda duygulandırıp gece gündüz ağlatan acıklı hikâyeleridir.

Hüseyin Çelik: Başucunuzdan ayırmadığınız kitaplar var mı?

Hüseyin Akın: Şu an başucumdan ayırmadığım kitapların başında Kur’an-ı Kerim başta geliyor. İsmet Özel’in Şiir Okuma Kılavuzu, Sezai Karakoç’un nesir ve şiirlerinin hepsi, Nurettin Topçu’nun başta İsyan Ahlâkı olmak üzere bütün külliyatı. Cemil Meriç’in başta Bu Ülke ve Kırk Ambar olmak üzere bütün yazdıkları, Mustafa Kutlu’nun hikâyeleri…

Hüseyin Çelik: İlk şiirleriniz nerede yayımlandı, kaç yaşındaydınız?

Hüseyin Akın: İlk şiirlerim orta birinci sınıfta Türkeli’nin Sesi isimli bir mahalli gazetede yayımlandı. Çok heyecanlanmıştım. Ama gerçek anlamda şiir yayımlamaya 20’li yaşlarda başladım. İkindi Yazıları dergisi ilkler arasındadır.

Hüseyin Çelik: Eğitimcisiniz, iyi bir şair, iyi bir yazar olacak dediğiniz ya da daha sonra sizin yolunuzdan yürümeye devam eden öğrencileriniz var mı?

Hüseyin Akın: Şu ana kadar görmedim. Şartlar ve dayatmalar bunu fazlasıyla engelliyor. Okul sıralarında yazı yazan öğrencilere öyle bizim zamanımızdaki gibi rastlanmıyor artık. Yazmak için ciddi anlamda istemek gerekiyor. İstedikten sonra yerine getirmek için sabırla çalışmak lâzım. Ama bu istikrarı ne yazık ki gençlerde göremiyoruz. Hevesleri çabuk bitiyor. Eğitimcilik sürecim boyunca edebiyat serüveninde rehberlik ettiğim birçok isim olmuştur. Onlar için şimdiden bir şey söylemek imkânsız. Zaman gösterecek.

Hüseyin Çelik: Son dönemlerde, edebiyat sanat bağlamında önemli bulduğunuz gelişmeler oluyor mu?

Hüseyin Akın: Gençlerden çok iyi ürünler ortaya koyanlar var. Günümüz şiirini genç kuşaklar temsil ediyor. Şiir yıllıklarında bunu açıkça görmek mümkün. 2000 kuşağı daha bir ümit vaat ediyor. Edebiyat dergiler her türlü duyarsızlık ve imkânsızlığa rağmen ayakta kalma direnişini sürdürüyor. Millet olarak kaybettiklerimizi edebiyatla geriye getirebileceğimize inanıyorum. Her şeye rağmen kelimeleri seven, sözcüklerle sıkı dostluk kurabilen bir kuşak var. Sizin gibi eğitimciler sayesinde bu gençlerin kalpleri ve kafaları üzerine kurulan barikatlar kaldırılacak ve engeller aşılacaktır.

Hüseyin Çelik: Hüseyin Hocam, teşekkür ederiz, zamanınızı aldık, muhabbet ve çay güzeldi.

Hüseyin Akın: Rica ederim, ben teşekkür ederim İmam Hatipli gençlerimize buradan selam gönderme fırsatı verdiğiniz için. Çayımız her daim ocaktadır, her zaman bekleriz.

Bütün söyleşiler