ŞİİR YARAYA MERHEM ŞAİR HAYAL KIRIKLIĞIDIR

Esma Erdal

2014 Şiir Günleri Festival Gazetesi, TYB İstanbul Şubesi, 18-23 Ekim

2014

261–263

Esma Erdal: Sizce şiir kime aittir; şaire mi, çağa mı, topluma mı?

Hüseyin Akın: Yazıldıktan sonra kendini, macerasını ya da hayat kesitini kim o şiirde buluyorsa şiir ona aittir. Gökyüzü nasıl bakmasını bilen herkesin ise şiir de öyledir. Şair onu çekip çıkarandır. Topluma bu anlamda tercümanlık, sözcülük edendir. Nüfuzu ve derinliği oranında kimi zaman şiir çağların, kimi zaman toplumun, bazen de üç beş kişinin olur. Sadece şairin olmadığı kesin.

Esma Erdal: Şair - şiir ilişkisi sizin pencerenizden nasıl görünüyor? Şiir eleştirisiz mi bu coğrafyada? Mevcut eleştiriler yazılan şiiri besliyor mu?

Hüseyin Akın: Şairlik şiirden önce gelmesi gerekirken şiir şairden önce yürüyor bugün. Bir şair tutumundan bahsetmek zor. Okuyucu için çoğunlukla şiir yaraya merhem, şair hayal kırıklığıdır. Bu yazanın yazdığına yabancılaşması ya da yazdığı karşısında yazanın samimiyet eksikliğidir. Sağlıklı ve onarıcı tarzda bir şiir eleştirisine rastlayamıyoruz ne yazık ki. Eleştirinin sicili bozuk. Çünkü çoğunlukla hırpalama, gününü gösterme ve kolunu kanadını kırma maksatlı karalamalar kötü örnekler olarak karşımızda duruyor. Eleştiri geleneğini takip etmek yerine ya yerin dibine batırma ya da yağlama yıkama cinsinden güzellemeler yapılıyor. Yapıcı eleştiri elbette şiiri besler, aksaklıklarını giderip yolunu açar. En kestirme tarifiyle eleştiri, “yaratıcı hoşnutsuzluk”tur; hoşa gitmeyen, hoşnut olunmayan yerleri yaratıcı muhayyilemiz ve aklımızla onarır ve güzelleştiririz.

Esma Erdal: Son yıllarda şiir ve edebiyatımızın yaşadığı en büyük handikapların neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Hüseyin Akın: Edebiyat ve şiirin önündeki engeller hiçbir zaman tamamen yok olmaz, zira edebiyat bir karşı duruş hareketidir. Hem piyasaya, hem de siyasaya karşı öne atılan, baş kaldıran, anayasaya aykırı bir özellik arz eder. Dolayısıyla dünden bugüne dolaylı ya da direkt engellemelere maruz kalmıştır. Modern hayat şiirin önündeki en büyük engel olduğu kadar bir taraftan da yazmaya sevk edici en iyi imkândır da. Görüntünün egemen olduğu çağımızda sözün itibardan düşmesi gibi bir handikaptan bahsedebiliriz. Görsel sanatların ve romanın lehine, şiirin aleyhine bir dünya kurulmaya devam ediyor yeryüzünde. Şiir yazacağımız gök, yüreğimizin kanatlanacağı mavera, hayret duygumuzu harekete geçirecek evren kaybolup gitmiş dünyamızdan. Her zamankinden daha çok yalnızız. Çölde vaaz ediyoruz.

Esma Erdal: Klâsik bir soru olacak ama sizi şiir yazmaya götüren yolda ne gibi saikler vardır?

Hüseyin Akın: İnanın bilmiyorum. Kendimi bildim bileli yazmayı sevdim. İçimde uyuyan şiiri uyandıran şeyler vardı kuşkusuz. Okuduğum kitaplar, dinlediğim şiirler, her zaman kendimi gurbette hisseden tarafım, dünyadaki yerimi yadırgayışım, kendimi yanlış yerde indirilmiş bir yolcu gibi hissedişim. Kelimeleri çok sevişim. Sayılardan nefret edişim. Okumayı sevip okulu sevmeyişim. Öğrenmeyi sevip öğretmenden kaçışım. Lisede edebiyat derslerimin -yarışmalarda hep birinci gelmeme rağmen- zayıf oluşu. Daha bir sürü mazeret söyleyebilirim. Ama biliyorum, bunların hiçbiri size inandırıcı gelmeyecektir. O zaman Orhan Veli gibi söyleyeyim: “Her şey birdenbire oldu / yer birdenbire / gök birdenbire.”

Esma Erdal: Hangi şairleri okurdunuz? Hangi şairleri okumaya devam ediyorsunuz?

Hüseyin Akın: Okumaya Yunus Emre ile başladım. Niyazi Mısri, Eşrefoğlu Rumi, Yunus’u takip etti. Bu sesin peşine düştüm hep. Orta 3. sınıftan itibaren İsmet Özel ve Şiir Okuma Kılavuzu ile tanıştım. Sezai Karakoç’un şiir ve nesir dünyasına dahil oldum. Necip Fazıl’ın Çile’sini o denli okumuştum ki bir de baktım ki hepsi ezberimdeymiş. Cahit Zarifoğlu’nu lise son ve fakülte yıllarımda Mavera’dan takip ettim. Erdem Beyazıt ve Ahmet Arif’i aynı zamanda ve aynı lezzetle okudum. Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk kitapları elimden düşmeyen şairlerdi. Şimdi bütün yaşıtlarımı okuyorum. Geriye dönük okumalarım sürüyor. Dün okuduklarımı bugün de okuyorum. Kimisini dergilerden, kimisini kitaplardan. Son okuduklarımı söyleyeyim de sorunuz cevapsız kalmasın: Atakan Yavuz’un Bakış Talimi, Yağız Gönüler’in Kırılınca Klarnet’i, Yavuz Altınışık’ın Şantiye Modern’i, Yunus Emre Altuntaş’ın Huzursuz Rabıta’sı ve Serdar Kacır’ın Uzak Ülkeme Doğru kitapları ilk aklıma gelenler. İsmet Özel ve Sezai Karakoç dönüp dolaşıp okuduğum şairlerdendir hep.

Bütün söyleşiler