100 KÂĞITHANE İMAM HATİP LİSESİ BÜYÜĞÜ: HÜSEYİN AKIN
GörüşmeciCengiz Cantürk
KaynakBu Ülke, Ocak 2015
Yıl2015
Sayfa264–268
Cengiz Cantürk: Kâğıthane İmam Hatip Lisesinden kaç yılında mezun oldunuz?
Hüseyin Akın: 1983. İlk mezun.
Cengiz Cantürk: KİHL de okumanıza kim, ne sebep oldu?
Hüseyin Akın: Bir okulda okumanın her türlüsüne karşıydım. Çocuk olduğum için karşı koyamadım. Başta babam olmak üzere hacı amcalar sebep oldu. Zira ben daha o yaşlardan itibaren okulsuz toplumdan yanaydım.
Cengiz Cantürk: Okul yıllarında en sevdiğiniz hoca?
Hüseyin Akın: Evrimden ve de devrimden yana tarih ve coğrafya derslerimize giren İsmail Hakkı Akalın en sevdiğim hoca idi. Gün geçtikçe daha çok seviyorum.
Cengiz Cantürk: En sevdiğiniz ders?
Hüseyin Akın: Boş geçen dersler.
Cengiz Cantürk: En sevmediğiniz ders?
Hüseyin Akın: Hepsi. Birini diğerinden sevmeme açısından ayırırsam diğerinin hakkı kalır.
Cengiz Cantürk: Okul yıllarında en yakın arkadaşlarınız kimlerdi, görüşüyor musunuz?
Hüseyin Akın: Okul yıllarında en yakın arkadaşlarım Necdet Meşe, Tekiner Tayfur, Şerafettin Şenaslan, Mustafa Genç, Hamit Çıplak (Hatipoğlu), Salim Gümüş vb. Birçoğu ile görüşmemiz sürüyor. Bazıları ile rastlaşıyoruz sadece. Tekiner Tayfur şehit oldu; onunla da görüşeceğiz inşallah.
Cengiz Cantürk: Okul yıllarında yapmaktan en çok hoşlandığınız şey?
Hüseyin Akın: Karikatür yapmak. Hocaların karikatürünü çizerek söyleyemediklerimi bu şekilde söylemek. Bir de okulu kırıp top oynamaya, sinemaya gitmeye, aylaklık yapmaya bayılırdım.
Cengiz Cantürk: O yıllara dair en büyük pişmanlığınız, neyi yapmazdınız?
Hüseyin Akın: O yıllara dair en büyük pişmanlığım. Biraz düşüneyim… Hımm, evet, şimdiki aklım olsaydı daha çok kravatsız, daha çok ceketsiz, saçlar uzun sakallar uzamış biçimde gelirdim. Şimdi serbest kıyafet serbest saç sakal yönetmeliğine bakınca o günlere dönüp hayıflanıyorum. Bizim ne günahımız vardı ki şimdiki öğrenciler gibi istediğimiz kılık kıyafetle okula gidemiyor. Saçlarımız yarım parmak uzadığında koyun gibi kırpılıyorduk. Çok pişmanım bu konularda daha çok disiplinsizlik yapmadığım için.
Cengiz Cantürk: En güzel anınız?
Hüseyin Akın: Matematikten hep 1 alıyordum. Hiç “iki”m yoktu. Hiçbir konudan bir şey anlamıyordum. Nasıl olduysa binom açılımı konusunu anlamıştım. Bu duruma ben de çok şaşırmıştım. Ama anlamıştım bir kere, yapacak bir şey yoktu. Son matematik sınavında binom açılımı ile ilgili sorulan soruları doğru yapmış olmalıyım ki ilk kez sınavdan 2 almıştım. O zaman derslerimize giren (Mehmet Aydın) benim 2 almamdan fena hâlde işkillenmişti. Benim gibi birisinin matematikten 1’den fazla not almaması lâzımdı. Ortada bir tuhaflık vardı. Ne yalan söyleyeyim ben de üzerimdeki bu “matematikten 1’den fazla not da alabilir” imajından rahatsız olmuştum. Fakat ne yapacağımı da bilmiyordum. Tam bu esnada hoca beni tahtaya davet etti. Madem bu işlemleri kendin yaptın, madem ki kopya çekmedin, o zaman şu soracağım işlemleri de yap bakalım, demek istiyordu. Hocanın sorduğu soruyu cevaplamak şöyle dursun yanına bile yaklaşmamıştım. Elimde tebeşir öylece kala kamıştım. Hoca sözlüden bana 1 verip yerime oturttu. Nasıl rahatlamıştım, anlatamam.
Cengiz Cantürk: En kötü anınız?
Hüseyin Akın: Matematik sınavı olacağımız gün matematik hocamız Tahsin Kahraman’ın, İngilizce sınavı olacağımız gün de İngilizce öğretmenimiz Ali Sünnetçi’nin bir silahlı saldırı sonucu öldürülmesi. Ve o günkü çocuk aklımızla öğretmenlerimizin öldürülmüş olmasına üzülmekten çok sınavımızın ertelenmesine sevinmiş olmamız da bu kötü anının bir parçası.
Cengiz Cantürk: En çok neyi özlediniz?
Hüseyin Akın: Kopya çekmediğim hâlde kopyada yakalanmayı çok özledim. Çünkü bu manzarada öğretmenlerimin çok eğlendirici şaşkınlıkları vardı. Seyretmeye doyamıyordum.
Cengiz Cantürk: KİHL’de okuduğunuz yıllarda ne olmak isterdiniz?
Hüseyin Akın: Benden hiçbir şey olmaz derdim. Hiç öyle şeyler düşünmezdim. Olmamaya olmaktan daha çok gayret sarf ederdim. Ben beni yetiştirenler gibi olmayacağım, bize sıra dayağı atanlar gibi olmayacağım. Okumadan ahkâm kesenler, dindarlığı kabukta arayanlar, öze inemeyenler gibi olmayacağım derdim. Bu olmamayı başarmışımdır umarım.
Cengiz Cantürk: Ne oldunuz?
Hüseyin Akın: Ne oldum delisi olmadığım bir gerçek. Ne olur ne olmaz dedim, sınavlara girdim olmadık işler ve meşguliyetler edindim. Kendim oldum.
Cengiz Cantürk: Bugünkü konumunuzda KİHL’nin etkisi nedir?
Hüseyin Akın: Konumum nedir ki? Bunu tam bilmiyorum. Ömrüm boyunca artılarım ve eksilerim oldu. Bunların hangilerinin okuduğum okulun etkisiyle meydana geldiğini kestirebilecek denli tefrik kabiliyetine sahip değilim. İmam Hatip sürecini ne yok sayıyorum ne de kutsuyorum. İlla da kesin bir yargı istiyorsanız o hâlde söyleyeyim: Beni bu hâle okuduğum İmam Hatip getirdi!
Cengiz Cantürk: Okuduğunuz dönemde okul idaresinin öğrencilere karşı daha anlayışlı olması gerektiğini düşünüyor musunuz?
Hüseyin Akın: Düşünsem ne olacak ki? O anları yeniden yaşama ve de telafi etme imkânımız var mı? Bir nehirde iki kere yıkanmıyoruz. Okul idaresinin öğrencilere pedagojik davranmadıkları bir vakıa. Ama o dönemler mezun olan öğrenciler de bu aksak gidişe bilmeden sebep oldular. Sözgelimi en çok sevdikleri ve hatırladıkları öğretmenler en çok dayak yedikleri öğretmenler oluyor bu arkadaşların nedense. Güzellemeler yapılıyor bu tür öğretmenlere. “Hatırlıyor musun falanca öğretmen vardı ya hani bizi ne güzel dövmüştü, nasıl da sırtımızda sopayı parçalamıştı” tarzında nostaljiler yaşıyorlar.
Cengiz Cantürk: KİHL’yi en son ne zaman gördünüz?
Hüseyin Akın: Dışını Şirintepe - Kabataş otobüsünü hemen okulun yanında bulunan durakta beklerken sıklıkla görmüştüm. İçini ise konferans için çağrılmıştım. O vakit görme imkânı buldum.
Cengiz Cantürk: İmam Hatip’te okumuş olmayı tek kelimeyle ifade etseniz ne dersiniz?
Hüseyin Akın: İlginç.
Cengiz Cantürk: O yıllara gitme imkânınız olsa yine KİHL’de okumak ister miydiniz?
Hüseyin Akın: O yaşlara geri dönmek için değil, KİHL Robert Kolejine bile giderdim.
Cengiz Cantürk: Çocuğunuzu İHL’ye gönderir misiniz? Neden?
Hüseyin Akın: O nasıl olacak ki? Benim çocukların biri üniversitede diğeri bu sene üniversiteye hazırlanıyor. Bir üçüncü çocuğum da yok. Olma ihtimali de yok. Bu mümkün değil. Ama bilinç altımı yoklamak için soruyorsanız söyleyeyim: Çocuğum İmam Hatip’e gitmek isterse güle oynaya gönderirim. Şayet gitmek istemezse güle oynaya göndermem.
Cengiz Cantürk: KİHL’de bugün okuyan öğrenciler için ne yapmak istersiniz?
Hüseyin Akın: Dertleşmek isterdim. Kendilerini kasmamalarını öğütlerdim. Ne bileyim, mesele Çardak Kafe’de oturup karşılıklı tavla oynamak isterdim.